İnsanların Diş Ağrısı İçin Eskiden Tuhaf Bir Açıklaması Vardı

Binlerce yıl önce insanlar diş ağrısının, dişin içindeki görünmez bir kurtçuktan kaynaklandığına inanıyordu.

Mezopotamya’da, diş problemlerinin Akkad dilinde ‘tûltu’ olarak adlandırılan bir kurtçuktan kaynaklandığına dair bir inanış vardı. C: The Trustees of the British Museum

Ağzınızın içinde açıkta duran bir sürü “kemik” taşımanın bazı faydaları var, ama ciddi dezavantajları da var: kemiren, zonklayan, bıçak saplanır gibi… Diş ağrısı herkesin korkulu rüyası. Eğer bunu bir kez yaşadıysanız, bu durumun diş kurtçuklarından kaynaklandığına inanmış eski insanlara hak verebilirsiniz.

British Museum’a göre bu fikir en az, yazılı dilin doğduğu, dolayısıyla kayıtlı tarihin başlangıcı sayılan Mezopotamya’ya kadar uzanıyor. Çivi yazılı tabletler, tanrılar tarafından yeryüzüne gönderilen tûltu adlı bir kurtçuktan söz ediyor: Bu kurtçuk, insan ağzındaki yemek kırıntıları ve kanla beslenmek için gönderilmişti.

Kuzey Irak’ta, Ninova kökenli bir Yeni Assur kil tabletinde şöyle yazıyor: “Evet, [kurtçuk] düşman kesilenin ta kendisidir! Etin kapısından! Kemiğin sürgüsünden!” “Dağların ilk doğan oğlu Marduk’a kimi göndereyim ki kurtçuk ezilsin! Kurtçuk, bir firavunfaresi gibi kapı pervazının yuvasından dışarı çıksın!”

Bir Babil tabletindeki başka bir çivi yazısı metinde, kendisine incir ve kayısı teklif edilmesinden memnun kalmayan bir kurtçuğun tuhaf bir istekte bulunduğunu görüyoruz: “Beni yerleştir ve diş ile dişeti arasında yaşamama izin ver ki dişin kanını emeyim ve diş etini doğrayıp parçalayayım!”

(İlgili: Primatlar ve Eski İnsanlar da Diş Çürüklerinden Muzdaripti)

“Koyun karaciğeriyle kehanet” geleneğiyle ün salmış Mezopotamya’dan çıkması pek şaşırtıcı değil; ama diş kurtçuğu, birçok kültürde insanların peşini bırakmamış ve görünüşü de buna göre değişmiş. 1999’da diş kurtçuklarının zengin tarihine dair yapılan kapsamlı bir incelemeye göre, İngiltere’de insanlar onların minicik yılanbalıklarına benzediğini düşünüyordu. Almanya’da ise ağızların sözde kırmızı, mavi ve gri ‘zanewurm’larla dolu olduğu anlatılıyordu.

Diş çürüdüğünde ortaya çıktıkları, bir çatlak ya da çürük onları havaya maruz bırakır bırakmaz da öldükleri söyleniyordu. Var olmayan bir kurtçuk için zekice bir “olay örgüsü” hamlesi: Çünkü iltihaplı bir dişi açıp baktığınızda, içindeki yumuşak posa ve pulpa kalıntıları gerçekten de ölü bir kurçuğun artıklarına biraz benzeyebilir.

Kurtçuk efsanesine inanç, 16. ve 17. yüzyıllardaki Aydınlanma Çağı civarında azalmaya başladı. Tıp çevreleri de giderek daha az kişi diş kurtçuklarına itibar etti, ama fikir yine de modern döneme kadar bir şekilde yaşamayı sürdürdü.

İyi haber şu: Dişlerimizin gerçekten kurtçuklara ev sahipliği yaptığına dair hiçbir kanıt yok. Çürükler ve diş ağrılarının, yediğimiz şekerleri seven diğer yaşam formlarından kaynaklanabileceği doğru olsa da, bunlar neredeyse her zaman mikrobiyal. Tabii insan vücudunda 10 yıla kadar yaşayabilen Gongylonema kurçuğu istisna sayılabilir. Ağız bölgesinin parazitlenmesi nadir, ama rapor edilmişliği var.


IFL Science. 2 Şubat 2026.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login