İnsanlar, Dünya Ekolojisini En Az 12.000 Yıldır Şekillendiriyor

Yeni araştırma, insan toplumlarının arazi kullanımının en az 12.000 yıldır Dünya topraklarının çoğunda ekolojiyi yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.

Dünyanın dört bir yanından, ondan fazla kurumdan oluşturulan araştırma ekibi, biyoçeşitliliği küresel arazi kullanım geçmişiyle bağlantılı olarak değerlendirdiler ve daha önce sürdürülebilir bir şekilde yönetilen arazilere el koymanın, kolonileştirmenin ve yoğun kullanımın mevcut biyolojik çeşitlilik krizinin ana nedeni olduğunu ortaya koydular.

Yeni veriler, küresel arazi kullanım tarihinin daha önceki rekonstrüksiyonlarını altüst etti. Bunlardan bazıları, milattan sonra 1500 gibi yakın bir tarihte bile Dünya topraklarının çoğunun iskan edilmemiş olduğunu gösterdi. Dahası, bu yeni çalışma, Dünya’nın mevcut biyolojik çeşitlilik krizini sona erdirmenin temel bir yolunun, gezegendeki yerli halkların ve yerel toplulukların çevresel yönetimini güçlendirmek olduğu argümanını destekliyor.

(Dünyada İnsan Eli Değmemiş Yer Kalmadı!)

UMBC ‘de coğrafya ve çevre sistemleri profesörü ve başyazar olan Erle Ellis, “Çalışmamız, ‘el değmemiş’, ‘yabani’ ve ‘doğal’ olarak tasvir edilen alanların çoğunun aslında insan yaşamı ve kullanımının uzun geçmişine sahip alanlar olduğunu gösteriyor.” diyor. Durumun bu şekilde yorumlanabileceğini çünkü bu alanlarda “toplumlar, doğal biyoçeşitliliklerinin çoğunu sürdürecek ve hatta biyoçeşitliliklerini, üretkenliklerini ve dayanıklılıklarını artıracak şekilde kullandılar.” diyerek ekliyor.

12.000 yıllık toprak kullanımının haritalanması

Disiplinlerarası araştırma ekibi coğrafyacılar, arkeologlar, antropologlar, ekologlar ve koruma bilim insanlarından oluşuyor. Uluslararası ekip, bilgi ve uzmanlıklarını son derece işbirlikçi bir yaklaşım gerektiren büyük ölçekli bir çalışmada bir araya getiriyor. Koruma için öncelik verilen alanlarda 12.000 yıldan fazla toprak kullanımı ve popülasyonun küresel kalıplarının, yüksek biyolojik çeşitlilik değerine sahip çağdaş küresel kalıplarla istatistiksel olarak ilişkilendirilme derecesini test ettiler.

Ellis, “Küresel haritalarımız, 12.000 yıl önce bile, karasal doğanın neredeyse dörtte üçünün insanlar tarafından iskan edildiğini, kullanıldığını ve şekillendirildiğini gösteriyor. İnsanlar tarafından dokunulmayan alanlar 12.000 yıl önce de bugün olduğu kadar nadirdi.” diyor.

Milattan önce 10.000 ile Milattan sonra 2017 arasında antromlarda ve popülasyonlarda küresel değişiklikler.

İlk arazi kullanıcılarının kültürel uygulamalarının yok oluşlar üzerinde bazı etkileri oldu. Bununla birlikte, yerli ve geleneksel toplulukların arazi kullanımı, Dünya’nın biyolojik çeşitliliğinin büyük çoğunluğunu binlerce yıl sürdürülebilir kıldı. Bu bulgu, en büyük çevre sorunlarımıza uzun vadeli, sürdürülebilir yanıtlar geliştirme ihtiyacının arttığı kritik bir zamanda ortaya çıktı.

Almanya’daki Max Planck Institute for the Science of Human History’de profesör ve ortak yazar olan Nicole Boivin, “Sorun tek başına insan kullanımı değil. Sorun, sanayileşmiş toplumlarda gördüğümüz sürdürülemez tarım uygulamaları ve tam anlamıyla maden çıkarma ve el koyma ile karakterize edilen arazi kullanımı.” diye açıklıyor.

Bugün karasal doğayı gerçekten anlamak için, bu doğanın derin insanlık tarihini anlamak gerekir. Ellis, birkaç ücra bölgenin dışında, “bildiğimiz şekliyle doğa binlerce yıl boyunca insan toplulukları tarafından şekillendirildi” diyor. Koruma ve eski haline getirme çabalarının, “bilim insanlarının yeni anlamaya başladığı, doğalarını bilen yerli, geleneksel ve yerel halkı güçlendirmeden başarılı olamayacağına” inanıyor.

Yerlilerin arazi kullanım uygulamalarının desteklenmesi

Yazarlar elde ettikleri bulguların, biyoçeşitliliğin korunması ve restorasyonunun, odağı, “el değmemiş” olarak düşünülen toprağı koruma biçiminden, arazi kullanım uygulamaları uzun vadede biyoçeşitliliğin sürdürülmesine yardımcı olan geleneksel ve yerli halkları desteklemeye kaydırarak fayda sağlayacağını doğruladığını iddia ediyorlar.

Maine Universty’de antropoloji doçenti ve Amerika yerlileri araştırma koordinatörü olan Darren J. Ranco, “Bu çalışma, yerli halkların binlerce yıldır ekosistemleri yönetip, pozitif yönde etkilediklerini daha önce anlaşılmayan bir ölçekte doğruluyor. Bu bulgular, çağdaş yerli hakları ve kendi kaderini tayin için özel bir öneme sahip.” diyor.

Penobscot Amerika Yerlisi Ulusu vatandaşı olan Ranco, yerli halkın şu anda dünya topraklarının yaklaşık yüzde 5’ini bir şekilde yönettiğini ve bu alanların, dünyanın biyolojik çeşitliliğinin yüzde 80’ini barındırdığını belirtiyor. Buna rağmen yerli halk, ABD Ulusal Parkları gibi yerlerde korunan arazilerin yönetimi, erişimi ve yerleşiminden dışlanıyor.

Ranco, “Arazileri ve biyolojik çeşitliliği korumaya yönelik yeni girişimlerin yalnızca yerli topraklarının yeşil alanına el koymak olmadığını da garanti etmeliyiz.” diyor. “Yerli halkı dışlamayı amaçlayan en kötü sömürge politikalarını yeniden yaratamayız, bu şüphesiz durumu çevre ve insanlık için çok daha kötü hale getirir.”

Sürdürülebilir bir gelecek

Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nde Kuzey Amerika Arkeolojisi küratörü ve araştırmanın ortak yazarı Torben Rick, “Araştırmamız, insanlar ve doğa arasındaki binlerce yıla yayılan bağlantıları gösteriyor. Bu bağlantılar, bugüne nasıl geldiğimizi ve daha sürdürülebilir bir geleceğe nasıl ulaşacağımızı anlamak için çok önemli.” diyor.

Bu araştırma; arkeoloji, küresel değişim bilimi, koruma ve yerli halklar arasında yeni bir işbirliği biçimini temsil ediyor. Ortak yazarlar bu çalışmanın, doğa bilimcileri, politikaya yön verenleri, aktivistler ve diğerleri tarafından küresel arazi kullanım geçmişi verilerinin kullanımını artırmanın kapısını açacağını umuyorlar. Çeşitli alanlardaki liderler bu verileri, uzun vadede biyolojik çeşitliliği ve ekosistemleri korumak için yerli, geleneksel ve yerel halkları daha iyi anlamak ve onlarla işbirliği yapmak için kullanabileceklerini belirtiyorlar.

World Wildlife Fund’ın baş bilim insanı ve çalışmanın bir diğer ortak yazarı Rebecca Shaw, “Yerli ve yerel halkların bakış açılarının biyoçeşitlilik kaybını azaltmak için küresel müzakerelerin ön saflarında olması gerektiği açık. Geleneksel olarak kullanılan arazinin, yoğun insani gelişmenin ölçeği ve büyüklüğü tarafından dönüştürülme biçiminde küresel bir kriz var. Önümüzdeki 12.000 yıl boyunca insanlığı sürdürmek istiyorsak rotamızı değiştirmeliyiz.” diyor.


University of Maryland Baltimore County. 19 Nisan 2021.

Makale: Ellis, E. C., Gauthier, N., Goldewijk, K. K., Bird, R. B., Boivin, N., Díaz, S., … & Watson, J. E. (2021). People have shaped most of terrestrial nature for at least 12,000 years. Proceedings of the National Academy of Sciences, 118(17).

Yorumlar
Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu.

You must be logged in to post a comment Login