Güzel Bir Yüzden Çok Daha Fazlası Olan Nefertiti Kimdi?

Nefertiti güzelliğiyle ünlenmiş olsa da, bugünün Mısırbilimcileri, hayatının başka bir boyutunu keşfediyorlar: güç simsarı rolü.

Nefertiti’nin bu çarpıcı büstü, bazı akademisyenlerin eşinin ölümünden sonra firavun olarak hüküm sürdüğüne inandığı antik kraliçenin belki de en ünlü görüntüsü.

Çoğunlukla sonradan aldığı Akhenaton adıyla bilinen IV. Amenhotep’in kraliyet eşi Nefertiti, tarihin en tanınmış gizemli figürlerinden biri. Güzelliğiyle ünlenmiş olsa da bugünün Mısırbilimcileri, hayatının başka bir boyutunu keşfediyorlar: güç simsarı rolü.

Övgü dolu metinler, Mısır’ın Amarna kentinde bir dikilitaşın üzerine kazınmış olarak bulunana benzer şekilde onun görkemini şöyle tanımlıyor: “Bütün soyluların önde gelen kadını, saraydaki büyük insan, görünüşü mükemmel, çifte nişanlı güzel, lütuf ile birleşmiş sevincin hanımı, insanların sesini duymaktan mutlu olduğu, kralın büyük hanımı, sevgilisi, iki ülkenin büyük hanımı – Neferneferuaten, Nefertiti, sonsuza dek ve ebediyen yaşamı bağışladı!”

(İlgili: Nefertiti: İkonik Kraliçe Bir Gün Evine Dönebilecek mi?)

Nefertiti’nin eşi, Mısır’ı kökten değiştirdi ve çok tanrılı devlet dinini tek bir tanrıya, güneş diski Aton’a tapınmaya dönüştürdü. Ayrıca Mısır başkentini, “tanrı Aton’un ufku” anlamına gelen Akhetaten adında inşa ettiği yeni bir şehre taşıdı. Akhenaton’un devrimi kısa sürdü: Mısır, onun saltanatından sonra eski inancına geri dönecekti. Ardılları, onun adını ve mirasını silmeye çalıştı. Başkenti terk edildi ve onun ve Nefertiti de dahil olmak üzere ailesinin benzerliğini ve adını içeren sanat eserleri tahrif edildi. Mirasları binlerce yıl boyunca gömülü kalacaktı.

Güneş tanrısı Aton’a adanan, Akhenaton ve Nefertiti’nin bugün Amarna olarak bilinen başkentinin kalıntıları, Nil’in doğu kıyısında yer alıyor.

Kraliçe Nefertiti’nin tasviri hiç şüphesiz süslenmiş olsa da, onun güzel, “mükemmel görünüşlü” olduğu iddiası, günümüze ulaşan tasvirleriyle doğrulanıyor gibi görünüyor. Özellikle bir sanat eseri, kadın güzelliğinin simgesi haline geldi. Karanlıkta geçen üç bin yıldan fazla bir süre sonra, 20. yüzyılın başlarındaki keşfi, Nefertiti’ye dünya çapında ün kazandırdı.

Ünlü Yüz

Nefertiti’nin ihtişamı, 6 Aralık 1912’de Alman arkeolog Ludwig Borchardt’ın Amarna’daki kalıntılar arasından artık ikonik hale gelmiş büstünü çıkarmasıyla yeniden meydana çıktı. Antik dünyadan bir kadının en çarpıcı tasviri ve belki de antik çağın en ünlü kalıntısı olarak kabul edilen büst, kraliçenin “güzel olan geldi” anlamına gelen adının somutlaştırılması gibi görünüyor.

Borchardt, bir saray heykeltıraşının atölyesinde kazı yaparken büstü keşfetmişti. Başyapıt, 3.000 yıldır gömülü olmasına rağmen olağanüstü derecede iyi korunmuştu. Borchardt’ın kazı günlüğünde yazdığı gibi: “Renkler, sanki boyalar yeni uygulanmış gibi. Kesinlikle olağanüstü bir çalışma. Açıklamak işe yaramaz, görülmeli.” Çıkık elmacık kemikleri, ince boyun ve neredeyse yaşıyor ve nefes alıyormuş gibi görünen bir kadının canlı ifadesi, güzellik ve Mısır sanatının simgesi haline geldi.

Nefertiti büstü 1912’de Amarna’da keşfedildi.

Amarna büstü 1912’de keşfedilmesine rağmen, Arthur Weigall ve Will Durant gibi 20. yüzyıl Batılı bilim insanları tarafından yazılan birçok Mısır tarihi metninde Nefertiti’nin adından neredeyse hiç bahsedilmiyor. Çağdaşlarının çoğu için, Akhenaton’un kapsamlı dini ve siyasi reformu merkez sahnede yer alırken, Nefertiti güzel bir eş ve annenin destekleyici rolünü oynuyor. Son zamanlardaki araştırmalar ise onun rolünün çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Onu devlet işlerine, özellikle de tek tanrılı Aton inancını kurmaya dahil ediyor.

IV. Amenhotep’in saltanatının başlarında, MÖ 1353-1336 dolaylarında yapılmış lotus formundaki bir kadeh, onun ve Nefertiti’nin adını taşıyor. New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nde yer alıyor.

Nefertiti Kimdi?

Nefertiti’nin yaşamının ayrıntılı belgeleri en iyi ihtimalle parçalandı. Hem doğum hem ölüm tarihleri bilinmiyor. Tarihçiler, Nefertiti’nin Mısır hükümdarının maiyetindeki beklenmedik bir soydan büyüdüğünü tespit edebildiler. Firavun III. Amenhotep’in uzun saltanatının ihtişamı ve ritüeliyle çevrili bir çocuk olarak ayrıcalıklı bir hayat yaşadı. Mısır, onun yönetimi sırasında zengin ve güvenliydi. Gençliğinde tahtın varisi ile evlendi. IV. Amenhotep, 20’li yaşlarının ortalarında veya 30’lu yaşlarının başında babasının yerine geçti. Saltanatının dördüncü yılında, Nefertiti onun büyük kraliyet eşi oldu.

IV. Amenhotep, saltanatının beşinci yılından bir süre sonra adını Akhenaton (“Aton’a faydalı olan”) olarak değiştirdi. Nefertiti, sanattaki, heykellerdeki ve yapılardaki görüntüleri de dahil olmak üzere, Mısır tarihindeki hiçbir kadının sahip olmadığı bir statüye ve görünürlüğe sahip oldu. Her şeyden önce, Mısırbilimci Kara Cooney’nin, firavunun “baş rahibesi ve ideolojik ilham perisi” dediği kişi oldu. Dini değişimin bir parçası olarak, yeni bir isim de aldı: “Aton’un güzellerinin güzelliği, güzellik geldi” anlamına gelen Neferneferuaten Nefertiti.

Aton onları aydınlatırken, Firavun ve Nefertiti kızlarından üçüyle oynuyor. Akhenaton’un saltanatından önce, bu MÖ 14. yüzyıl görüntüsünün aksine, kraliyet ailelerinin samimi anlarını tasvir etmek olağandışıydı.

Yeni dinini başarılı kılmak için Akhenaton’un Nefertiti’ye ihtiyacı vardı. Güneş tanrısı Aton’a tapınmada eşit statüye yükseldi, ondan önceki herhangi bir Mısır kraliçesinden daha büyük onurlara layık görüldü ve hatta kendi tapınağı oldu. Kızlarından ilki Meritaten, evliliğin başlarında doğdu ve onu beş kız kardeş takip etti. Çocukları, güneş tanrısı Aton tarafından kutsanan kutsal birlikteliklerinin bedensel tezahürleri oldukları için saray sanatçıları arasında popüler konulardı. Kraliyet ailesini bir arada betimleyen sanat eserlerinde, Aton’un güneş diski ışınlarının hepsinin üzerine yayıldığı görülür.

Akhenaton ve Nefertiti’nin ortaklığı, yönetimlerinin Mısır’a getirdiği bir dizi büyük değişikliğin habercisiydi – başkentin taşınması da dahil. Bir önceki şehir, antik tanrılarla yakından bağlantılı bir şehir olan Thebes (günümüzde Luksor) idi. Eski düzenden kaçmak için Akhenaton, Orta Mısır’da Nil’in doğu kıyısında yaklaşık 400 km kuzeydeki bakir topraklara taşındı. Orada yeni başkenti Akhetaten’i (şimdi Amarna olarak biliniyor) tamamen kalıpları yıkan tektanrıcılığının merkezi olarak kurdu.

Kraliçenin bu bitmemiş büstünde, Nefertiti’nin hatları yumuşak bir şekilde işlenmiş, ancak kaşlarını ve gözlerini vurgulamak için koyu pigmentler kullanılmış.

Gelişen Güzellik Kanunları

Amarna dönemine (MÖ 1349-1336) ait eserler, eşinin saltanatında Nefertiti’nin önemini ortaya koyuyordu. Amarna’nın etkisi devrim niteliğindeydi. Bu kısa süre içinde sanatın klasik kuralları yıkıldı ve değiştirildi. Amarna döneminden önce, hem erkek hem de kadın figürleri, binlerce yıllık katı bir dizi standartla tasvir edilen, oldukça stilize olma eğilimindeydi. Hem erkek hem de kadın bireyler, ince ve aerodinamikti, yüzleri ve vücutları profilde ve gözleri ve omuzları öne bakacak şekilde düz, iki boyutlu bir tarzda işleniyordu.

Bu güzellik kanunu, Nefertiti hüküm sürdüğünde çarpıcı bir şekilde değişti. Önceden sert ve düz olan çizgiler akıcı, kavisli ve daha doğal hale geldi.

Hem Akhenaton hem Nefertiti daha kıvrımlı hatlar kullanılarak çizildi; ikisinin de çekici dudakları, uzun yüzleri ve burunları, ince vücutları, çıkıntılı karınları ve geniş kalçaları vardır. Amarna üslübunda, hem erkek hem kadın figürler, benzer şekilde işlendi. Uzmanlar, bunun Aton’u Mısır halkının hem babası hem annesi olarak vurguladığına inanıyor. Firavun, Aton gibi, Mısır’ı kutsayacak çözülmez bir birlik yaratmak için her iki ebeveyn rolünü de somutlaştırmalıydı. Sanatçılar, kraliyet ebeveynlerinin ve çocuklarının aile portrelerini yaratmaktan zevk alıyor gibiydiler, onları hem mutluluk hem de keder anlarında gösteriyorlardı. Kraliyet ailesine samimi bir bakış sağlayan hayatlarının doluluğu gösteriliyordu.

Bitmemiş bir Nefertiti büstünün uzun hatları, kocası Akhenaten ile ilişkilendirilen Amarna stiliyle yakından uyumlu.

Sanatsal tarzdaki değişim hızlı gerçekleşti. Bu hızlı tempo, Akhenaton’un değişim arzusuyla bağlantılıydı. Mısır sanatı bağlamında temsiller bir mesaj iletiyordu. Akhenaton ve Nefertiti tek bir tanrıya tapınmayı tanıttıklarında, yeni ideolojilerini yaymak için sanatı kullandılar. Sanat, radikal reformların altını çizmek için bir araç haline geldi: Bu yeni başlangıç için önceki tüm estetik kuralların ortadan kaldırılması gerekiyordu. Yeni Aton kültü kurulunca Mısır sanatı birdenbire farklı göründü, geçmişin katı biçimleri yerini daha akıcı bir estetiğe bıraktı.

Heykeltıraş Thutmose daha sonra Amarna atölyesinde Nefertiti’nin popüler temalarından biri olduğu eşsiz şaheserler üretmeye başladı. Mısır sanatı değişse de idealleri aynı kaldı. 

Paris’te Louvre Müzesi’ndeki başsız bir kırmızı kuvarsit heykel bu idealleri kapsıyor. Keten bir giysi giyen, yüksek, dar beli, iri göğüsleri ve yuvarlak alt gövdesini gösteren genç bir kadını temsil ediyor. Modelin kimliği bilinmiyor. Nefertiti’nin kendisi veya kızlarından biri olabilir, ancak bu ideal görüntü tamamen yeni ve Aton için bir simge.

Akhenaten’in yüzü. Amarna, MÖ 1353-1336.

Kraliçenin Kaderi

Nefertiti’nin ailesi uyum içinde yaşarken, Akhenaton’un babasının istikrarından farklı olarak Mısır kültürü, dini, siyaseti ve ekonomisi büyük ölçüde bozuldu. MÖ 1349’da uzakta yeni bir şehir inşa etmek oldukça zor ve son derece pahalı bir işti ve bu başkenti kurmak tüm Mısır’ı kargaşaya düşürdü. Yeni din; geniş bir rahipler, tapınaklar ve tapınanlar ağıyla çoktanrıcılığa dayalı bütün bir kültürü sarstı. Vergilerin ve Mısır hazinesinin maliyeti çok büyüktü. Çoğu çocuk olan binlerce Mısırlı, Aton’un yeni şehrini, anıtlarını ve tapınaklarını inşa etmeye zorlandı.

Bu sırada, Mısır’ın barış ve refahı azalıyordu. Yabancı ülkelerden gelen gürleyen tehditler, insanların korunmaya ihtiyacı olduğu anlamına geliyordu. Mısır, muhtemelen tarihinin en zengin döneminde, Akhenaton’un yönetimi sırasında yeni şehir, yeni din ve destek sistemleri için abartılı harcamalar yaptı.

MÖ 1353-1336 yıllarından kalma bir altın yüzük, hem Akhenaten hem de Nefertiti’yi tasvir ediyor.

Akhenaton ve Nefertiti yaklaşık 17 yıl hüküm sürdü ve firavunun saltanatı 40 yaş civarındaki ölümüyle sona erdi. Mısır sonunda eski günlerine dönecek ve Akhenaton Mısır’daki firavunların tarihinden silinecekti. Anıtları ve heykelleri yıkıldı veya söküldü. Aton’a tapınma sona erdi ve eski (ve öncesinde kazançlı) gelenekleri korumak için vergilendirme geri döndüğü için çoktanrıcılık yeniden canlandı. Belki de her şeyden önce, Mısır başkenti Thebes’e döndü. Akhenaton’un yeni başkenti terk edildi ve 3.000 yıldan fazla bir süre boyunca karanlıkta kaldı.

Nefertiti’nin eşinin ölümünden sonraki hayatı, Mısırbilimciler arasında büyük bir tartışma konusu. Kocasından daha uzun yaşadığı konusunda hemfikirler, ancak Mısır tarihindeki bu şiddetli değişim zamanındaki rolünün doğası belirsiz. Belki de ortadan kayboldu ya da daha belirgin bir rol üstlendi.

Bazı 21. yüzyıl uzmanları, ölümünden yaklaşık beş yıl önce, Akhenaton’un büyük kraliyet eşini eş krallığa yükselttiğine ve ona yeni bir isim verdiğine inanıyor: Ankhkheperure Neferneferuaten. Bu teoriye göre, Akhenaton öldükten sonra Nefertiti tahta geçti, Ankhkheperure Smenkhkare adı altında hüküm sürdü ve ülkesini bir sonraki erkek firavun olan üvey oğlu Tutankamon’un saltanatına yönlendirdi. Cooney şöyle yazıyor: “Nefertiti, tepetaklak olmuş bir ülkenin yenilenmesini başlatan kişi olmasına rağmen, bu siyasi liderlik için hiçbir kredi almayacaktı.”

Nefertiti’nin tasvirleri ve tanrı Aten’in temsilleri, başkentinin doğusunda inşa edilen Akhenaten’in mezarında yer alıyor.

Nefertiti’nin son dinlenme yeri olan mezarı henüz bulunamadı. Bir grup kraliyet anıtı yazıtları olan Akhenaton’un Sınır Steli, onun Amarna’daki Akhenaton Kraliyet Mezarı’na gömüleceğini gösteriyor, ancak mezarı orada değil. Uzmanlar Krallar Vadisi’ne ve hatta üvey oğlunun mezarına bakmaya başladılar. Tutankamon’un mezarındaki radar taramaları bazı anormallikler tespit etti ve bazıları bu alanların Nefertiti’nin mezar yeri olabileceğini düşünüyor. Son aramalarda hiçbir kanıt bulunamadı, ancak araştırmalar devam ediyor.

Nefertiti’nin zamansız cazibesi, fiziksel güzelliğinden çok daha fazlasını içeriyor. Amarna büstünün 1912’deki keşfi, ona olan ilginin artmasına yardımcı oldu, ancak daha yakın zamanlarda Mısırbilimciler, yardımcı firavun ve naip olarak rollerinin incelenmesi de dahil olmak üzere yaşamını daha iyi anlamaya odaklandılar. Akhenaton’un ölümünden sonra Mısır’a çoktanrıcılığı, finansal ve siyasi istikrarı ve kültürel gelenekleri geri getirmedeki etkisi hakkında spekülasyonlar hiç bu kadar yoğun olmamıştı.

Nefertiti büstü şu anda Berlin’deki Neues Müzesi’nde.

Mezarını arayan arkeologlar, yeni teknolojiler ve dünya çapında artan ilgi, mezarın en sonunda bulunacağını hiç olmadığı kadar olası kılıyor. Bir muamma olan Nefertiti hakkında cevaplanacak çok daha fazla soru var.


National Geographic. 3 Mart 2022.

You must be logged in to post a comment Login