Çin’deki Neolitik Yerleşimde Kafatası Çukuru Bulundu

Eski bir Çin kentindeki kafatası çukurunda bulunan erkek insan başları, cinsiyete özgü kurban ritüellerine işaret ediyor.

Çin’deki Shimao bölgesinde bulunan bir oyma taş. C: IVPP/CAS

Çin’deki Neolitik döneme ait bir kentte bulunan 80 kafatasının genetik analizi, kurban edilen insanların çoğunun erkek olduğunu ve önceki varsayımların aksine farklı bir tablo çizdiğini ortaya koydu.

Çin’de 4.000 yıllık bir kentin kapısının hemen dışında, arkeologlar insan kurbanlarına ait 80 kafatasının bulunduğu bir çukur keşfetti. Şimdi ise yeni bir çalışma, bu kurbanlara dair şaşırtıcı bir gerçeği gözler önüne serdi: 10 kişiden 9’u erkekti.

Nature dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, Neolitik döneme ait bu toplumun sosyal ve akrabalık yapısını anlamak için, eski Shimao kentinde ve ona bağlı uydu yerleşimlerde bulunan iskeletlerden alınan DNA örneklerini analiz etti.

(İlgili: Antik DNA, Çin’de Neolitik Anaerkil Toplumu Ortaya Çıkardı)

Taş surlarla çevrili Shimao kenti, ilk kez 2018’de Shaanxi eyaletinde keşfedildi. MÖ yaklaşık 2.300 ile 1.800 yılları arasında iskân gören Shimao’nun yüzölçümü yaklaşık 4 kilometrekareydi. Kentte büyük bir basamaklı piramit, zanaat üretim alanları ve iki ayrı mezarlık bulunuyordu.

Arkeologlar ayrıca iki farklı türde insan kurban etme uygulaması olduğunu tespit etti: Bunlardan ilki, kent kapısına yakın bölgelerde yer alan “kafatası çukurlarına” gömülen, başı kesilmiş bireylerin kafalarının kullanıldığı ritüellerdi. İkincisi ise, genellikle kadın olan düşük statülü bireylerin, yüksek statülü kişilerin mezarlarına kurban olarak gömülmesiydi.

Yeni çalışmada araştırmacılar, Shimao’nun Dongmen’inin (Doğu Kapısı) temeli altında ortaya çıkarılan çukurda bulunan kafataslarının biyolojik cinsiyetini belirlemek için DNA analizi kullandı.

Çin’deki Zhaishan bölgesinde bulunan bir seçkin mezarı. Mezarda bir erkek ve kurban edilen bir kadın figürü görülüyor. C: IVPP/CAS

Araştırmacılar, bu kurbanların kadın ağırlıklı olduğuna dair önceki arkeolojik raporların aksine, yeni DNA sonuçlarının kurbanların yüzde 90’ının erkek olmasıyla, kadınlara yönelik herhangi bir eğilim göstermediğini belirtiyor.

Bu bulgu arkeologlar için beklenmedikti. Çünkü Shimao ve uydu yerleşimlerindeki seçkin mezarlarla ilişkili kurban gömülerinde ağırlıklı olarak kadınlar yer alıyordu.

Araştırmacılar, “Çoğu kadın kurbanın görüldüğü bu örüntüler, Dongmen’deki duruma keskin bir karşıtlık oluşturuyor. Zira burada baş kesme ve toplu gömme uygulamaları çoğunlukla erkek bireyleri kapsıyor” diyor. “Bu da Shimao’daki kurban uygulamalarının son derece yapılandırılmış olduğunu, cinsiyete özgü rollerin farklı ritüel amaçlar ve mekânlarla ilişkilendirildiğini gösteriyor.”

Ayrıca araştırmacılar, kurban edilen erkeklerin DNA’sını incelediklerinde, bu bireylerin atalarına dair verilerin, seçkin mezar sahiplerinin atalarıyla aynı çizgide olduğunu tespit etti. Yani kurban edilenler “dışarıdan gelen yabancılar” değildi.

Cinsiyete özgü bu kurban geleneklerinin nedeni henüz net olmasa da, araştırmacılar bazı olası açıklamalar sunuyor.

Araştırmacılara göre mezarlıkla ilişkili kurbanlar, “soylu elitleri ya da yöneticileri onurlandırmak için kadınların kurban edildiği, ata kültü benzeri bir uygulamayı” temsil ediyor olabilir. Buna karşılık kafataslarının gömüldüğü çukurlar ise “muhtemelen surların ya da kapının inşasıyla bağlantılı bir yapı ritüeliyle” ilişkiliydi.


Live Science. 4 Aralık 2025.

Makale: Chen, Z., Gardner, J.D., Sun, Z. et al. (2025). Ancient DNA from Shimao city records kinship practices in Neolithic China. Nature.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login