Buşman Halkının Çıplak Oldukları Miti Çürütülüyor

Güney Afrika’nın Buşman halkı çıplak değildi. Sosyal ilişkileri sürdürmek için kıyafet, mücevher, dövme ve kokuları kullandılar.

Giysilerin insanı insan yaptığı söylenir. Bu nedenle, araştırmacıların tarihsel olarak dünyada üzerinde en fazla çalışılan insan grupları arasındaki avcı-toplayıcı Buşmanların giyimleriyle fazla ilgilenmemeleri bir paradoks oluşturuyor.

Oslo Üniversitesi Arkeoloji, Doğal Kaynakları Koruma ve Tarih bölümünde öğretim üyesi Vibeke Maria Viestad, bu durumun Buşmanların adeta çıplak olduklarıyla ilgili yaygın bir mit’ten kaynaklandığına inanıyor.

(Avcı Toplayıcılardan Daha İlkel Olduğumuzu Gösteren 10 Kanıt)

“Genellikle vücutlarının üst kısmını açık bırakmalarıyla bizden farklı giyindiler ve bu nedenle Avrupalılar ile ilk kez karşılaştıklarında çıplak olarak algılandılar. Aslında çıplak oldukları görüşü, gezi izlenimlerinde ve ilk araştırmalarda sık sık söylenen sıradan bir ifadeydi ve 1950’li yılların modern antropolojisi içinde de yer buldu. Bu konu üzerinde yapılan önceki araştırma, insanlar arasındaki fizyolojik farklılıklarla daha fazla ilgiliydi. Diğer araştırmalar ise bilimsellikten ziyade ırkçı bir yaklaşıma sahipti. Araştırmacılar kafatası, kalça kemiği ve göğüs ölçümleri yaptılar; fakat giyim gibi kültürel elementleri görmezden geldiler.

Yok Olmuş Avcı-Toplayıcı Kültür

Viestad, günümüzde Güney Afrika’da Kuzey Kap bölgesi civarında avcı-toplayıcı olarak yaşayan Buşman Halkı için kıyafet adetlerinin ne anlama geldiğine dair bir cevap bulmaya çalıştığı yeni kitabında, yapılan bu bilimsel ihmalin telafisini yapıyor.

Arkeologlar, Buşmanların farklı gruplarından biri olan Xam halkının sözlü mitleri ve folkloru üzerinde çalıştılar. Bu halkın konuşmalarının yer aldığı 1870’li yıllarda yapılmış olan kayıt, yok olmuş bir dili ve artık uygulaması olmayan bir kültürü anlamak için eşsiz bir kaynak sağlıyor.

Kuyruk kılı ve cam boncuklardan yapılmış takılar. C: Iziko SA Cape Town Müzesi, fotoğraf: Nigel Pamplin.

Yapılan araştırma ile ilgili yazıların, kayda geçirilip dijital hale getirilmesi ile oldukça hacimli bir kaynak ortaya çıktı. Bunlar gündelik yaşam, avlanma, hayvanlar ve bitkiler, mitler, folklor ve kıyafet adetleriyle ilgili birçok bilgiyi içeren yazılardı.

Çünkü vücudu sarmak kesinlikle Xam kültürünün bir parçasıydı.

“Onlar karosslar (Kare şeklinde dikilmiş derilerden yapılan bir Afrika giysisi), peştemal, başlık, çantalar, deri ayakkabılar, tütün keseleri ve takı kullandılar. Özellikle de deve kuşu yumurtasının kabuklarından yapılan boncuklar rağbet görüyordu. Giyinmek maddi ve toplumsal kültürün temel bir parçasıydı” diyor Viestad ve “giyim” ifadesinin yaygın tanımını kullandığını belirtiyor.

Bu hem vücuda giyilen şeyleri hem de vücut üzerine uygulanan dövme, boyama, deride desen oluşturma ya da koku sürme gibi uygulamaları kapsıyor. Ayrıca böylesi bedensel değişiklikler, Xam kültürünün önemli bir parçasıydı da.

Hayvanlarla İnsanlar Arasında Oluşan Sosyal Bağlar

Viestad’ın araştırması; giysiler, takılar, dövmeler vb malzeme ve uygulamaların bizim için olduğu gibi Xamlar ve diğer Buşmanlar için de aynı işlevlere sahip olduğunu gösteriyor. Bu giyim adetleri kimliğin ve toplumsal aidiyetin bir göstergesiydi ve statü değişikliğini ifade eden geçiş ritüelleri için önemliydi. Ayrıca dekorasyon olarak da kullanılıyordu ve yaygın takas usulü ticaretin temeli olması bakımından da işlevseldi. Bunun yanısıra bazı kişiler kaplumbağa kabuğundan çanta yapımında ustaydı, bazıları da deri işçiliğinde.

Güney Afrika’daki Gordonia’dan hayvan çantası. Hayvanın bacaklarının omuz askısı olarak nasıl birbirine bağlandığına dikkat edin. C: Iziko SA Cape Town Müzesi, fotoğraf: Nigel Pamplin.

Viestad “Kolay bir şekilde ayırt edilebilir bu işlevlere ek olarak, kıyafetler toplumsal bir ilişki kurmada ve bu ilişkiyi korumada doğrudan ve temel bir rol oynuyor.” diyor. Ayrıca Xam halkının, insanlarla diğer canlılar arasında bizim yaptığımız gibi ayrım yapmadığının altını çiziyor.

Ayrıca Xam genç kızlarının suyun yanına yaklaşmadan önce suyun üzerine serptikleri kokulu bitkileri kendi üzerlerine de sürmek zorunda olduklarını anlatıyor. Bu şekilde kendileriyle su arasında bir bağ oluşturup saygı gösteriyorlar. Bu durum, dünyayı tahrip eden fırtınalı bir yağmur yerine bereket getiren ince bir yağmur elde etmeleri için önemliydi, diyor.

Kendilerine Bitki Özleri Sürüyorlardı

Viestad, “Erkekler avlanmaya gitmeden önce kendilerine belli bazı bitki köklerinin özlerini sürüyorlardı. Bu şekilde avcı, kendisiyle hayvan arasında bir bağ kuruyor ve ona saygısını sunuyordu” diye açıklıyor.

Dövme yapmanın, erkeklerin, vücutlarında kesikler oluşturup aynı kökten yapılan odun kömürünü vücutlarına sürdükleri normal bir avlanma ritüeli olduğunu da kabul ediyorlar. Kesikler iyileştiğinde ise kömür deri altında kalıyor, böylece avladıkları hayvanlarla güçlü ve daha kalıcı bir bağ kurulmuş oluyor.

Viestad, benzer bir uygulamanın 1950 ve 1960’lı yıllarda Kalahari’de yaşayan diğer bir grup San halkında da görüldüğünü açıklıyor; fakat onlar bu işlem için avladıkları son hayvanın yakılmış olan etini kullanıyorlardı. Böyle adetler bize tuhaf görünebilir; ancak onların dünyasında bu uygulamalar hayatta kalmak ve yaşamlarının düzenini sağlamak için geliştirdikleri önemli stratejilerin bir parçasıydı, diyor.

Deri Bir Ayakkabıdan Ay’ı Oluşturdular

Viestad, Xam halkının dünyayı algılayışında özellikle hayvanlar, insanlar ve diğer canlılar arasındaki yakın ilişkiyi tasvir eden bir mit’e de dikkat çekiyor. Hikaye, Ay’ın ve eland’ın (dünyadaki en büyük antilop) deri bir ayakkabıdan yaratıldığına dayanıyor. Bu hikaye bize ayakkabının önceden bir eland olduğunu, eland’ın da bir ayakkabı haline gelebildiğini, yani ikisi arasında keskin bir ayrımın olmadığını söylüyor, diyor.

Devekuşu yumurtası kabuğundan yapılmış takılar. C: Iziko SA Cape Town Müzesi, fotoğraf: Nigel Pamplin.

Şamanlar ve büyücüler antilobun onları izlemesi için hayvanın kafa derisinden yapılmış bir başlık kullanıyorlardı. Burada da aynı mantıkla hareket edildiğini varsayabiliriz.

Araştırmacılar, “Antilop en önemli gıda ve giyim kaynağıydı ve bu tür antilop derisinden yapılmış başlık giyen biri, belli koşullar altında bu hayvanla hissedilen özel bir ilişkiye sahip olabilirdi” şeklinde açıklıyor.

Kişisel İlişkiler İçin Önemli

Ayrıca Xam halkı giyimleri üzerinden birbirleriyle güçlü bir şekilde ilişkiliydiler. Örneğin tüm deri kıyafetleri yapan erkeklerdi ve evlendiklerinde eşlerini evlilik töreni için hazırlarlardı. Erkekler çocuklar için de deri kıyafetler yaptılar. Böylece kıyafetler aracılığıyla birbirlerine kendilerinden bir şeyler vermiş oldular.

Araştırmacılar, “Miras kalan bir mücevher parçasının bizler için manevi bir değeri olacaktır” diyor. Ama Xam halkı bu duruma daha net bakar; yani verdiğim bir mücevher parçası benden bir parça içerir. Bu parça bir başkasına devredildiyse bu ilişkiye o kişi de dahil olur, der.

İki Büyük Koleksiyon

Viestad kitap üzerinde çalışırken, 1900’lü yılların başlarında farklı Buşman grupları tarafından giyilen kıyafetleri belgeleyen iki koleksiyonu inceleyip birbiriyle kıyaslıyor. Bu iki koleksiyon fotoğraflar, yazılı belgeler, kıyafetler, mücevherler, çantalar ve diğer el yapımı eşyaları içeriyor.

Bunlardan biri Kuzey Kap’ta ve daha sonra Kalahari’deki Buşmanlar arasında dilbilimsel araştırma yaparken muhtemelen bir müze sergisi için, el yapımı eşyalara ulaşması istenen Dorothea Bleek tarafından toplanmış. O dönemlerde Güney Batı Afrika’da sağlık yetkilisi olan Dr. Louis Fourie, 3400 adetten fazla el yapımı eşya ve 350 resim içeren daha kapsamlı bir koleksiyon oluşturuyor.

Bleek daha geleneksel bir yaklaşım kullanıyor ve kıyafetlerin kişiyi cinsiyet, yaş, evli olup olmama vb anlamda sosyal yapıda tutan rol ile ilişkili olduğunun altını çiziyor.

Viestad, başlangıç noktası olarak maddi kültürle daha fazla ilgilenen Fourie’nin farklı gruplar arasında giyimdeki büyük farklılıkları görebilmesine karşılık Bleek’in San halkı arasındaki farklılıklarla ilgilenmediğini söylüyor.

İnsan Çeşitliliğini Gösteriyor

Bu kitapla birlikte Viestad, etnografik ve antropolojik çalışmalarda, dünyada,  üzerinde en fazla çalışılan insan gruplarının dışında, bilgilerimizdeki boşlukları doldurmaya yardımcı oluyor. Kendi yönünden ise kitabın, muazzam derecede insan çeşitliliğinin bir örneğini göstermesini önemsiyor.

“Topluluk, dünya ve sosyal ilişkiler hakkında diğer düşünme yollarını keşfetmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu denenmemiş olabilir; ancak dünyayı anlamanın çok farklı yolları var ve bu yollar kullanılmıştır da. Böyle bir bilgiyi edinmemiz, birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlayabilir.”


University of Oslo. 14 Aralık 2018.

Kitap: Viestad, V. M. (2018). Dress as Social Relations: An Interpretation of Bushman Dress. NYU Press.

Yorumlar
Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Tarih Öğretmeni. Tarih Felsefesine ilgi duyuyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login