Bu Ok Uçlarına, 60.000 Yıl Önce Zehir Sürülmüş

Güney Afrika’daki bir mağarada bulunan beş kuvars ok ucu, uzun süren avlar sırasında avı yoracak kadar yavaş etkili bir zehirle kaplanmış.

Umhlatuzana kaya sığınağından çıkarılan ve iki bitki toksini içeren beş ok ucunun yakın çekim görüntüsü. Ek resimde analiz edilen 10 arkeolojik eserin tamamı gösteriliyor. C: Isaksson et al. 2026.

Yeni bir çalışmaya göre, Güney Afrika’daki bir kaya sığınağında ortaya çıkarılan 60.000 yıllık ok uçları, dünyada zehirli silahlara dair bilinen en eski kanıtı oluşturuyor. Bu keşif, avcı-toplayıcıların zehirli silah kullandığına dair doğrulanmış tarihi 50.000 yıldan fazla geriye çekiyor.

Yeni çalışmada bilim insanları, on yıllar önce Umhlatuzana Kaya Sığınağı’nda bulunmuş 10 ok ucunu kimyasal olarak analiz etti. Bunların beşinde yavaş etkili zehir izleri tespit edildi. Araştırmacıların Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada belirttiğine göre, muhtemelen bir “çalı kurusu (tumbleweed)” türünden elde edilen bu maddeler, hedeflenen avı zayıflatarak ısrarlı takip avlarında gereken zaman ve enerjiyi ciddi ölçüde azaltmış olmalıydı.

Araştırmacılara göre bulgu, tarihöncesi avcı-toplayıcıların bu bitkilerin farmakolojik etkilerini anladığını gösteriyor.

(İlgili: Paleolitik Avcılar 54.000 Yıl Önce Zehirli Oklar Kullanmış Olabilir)

Çalışmanın başyazarı, Stockholm Üniversitesi’nden Sven Isaksson, “İnsanlar uzun zamandır bitkileri hem gıda hem de alet üretimi için kullanıyor. Ancak bu bulgu, bitkilerin biyokimyasal özelliklerinin kasıtlı biçimde değerlendirildiğini ortaya koyuyor” diyor.

Üstelik zehirli ok uçları, bu tarihöncesi avcıların karmaşık biçimde düşünebildiğini de gösteriyor. Isaksson’a göre zehirin etkisi zaman aldığı için avcıların neden-sonuç ilişkisini kavraması ve avlarını önceden planlayarak hareket etmesi gerekiyordu.

Daha önce, zehirli silah kullanımına dair tartışmasız en eski kanıt, Güney Afrika’daki Kruger Mağarası’nda bulunan, toynaklı bir memelinin uyluk kemiğine saplanmış 7.000 yıllık zehirli ok kalıntısıydı. Güney Afrika’daki Border Mağarası’ndan gelen 24.000 yıllık ahşap bir “zehir uygulayıcısı”na dair dolaylı kanıtlar gibi daha eski bulgular olsa da, bunlar tartışmalı kabul ediliyor.

Umhlatuzana kaya sığınağında (solda) bulunan zehirli ok uçları, 2.000 yıllık ok (sağda) gibi bir gövdeye monte edilmiş olmalıydı. C: Marlize Lombard

Zehirli silahlar

Zehirler zamanla bozulur; fakat bazı koşullarda bu kimyasalların izleri korunabiliyor.

1985’te kazılan Umhlatuzana Kaya Sığınağı, bu tür koşullar için önemli bir yer. Arkeologlar daha önce, 65.000 ila 60.000 yıl öncesine tarihlenen ve Güney Afrika’ya özgü ayrı bir teknolojik kültür olan Howiesons Poort döneminden 649 adet işlenmiş kuvars parçası ortaya çıkarmıştı. Fakat bu kalıntıların yüzeyleri, ok uçlarını saplara tutturmak için kullanılan yapıştırıcıları aramanın ötesinde, ayrıntılı biçimde incelenmemişti.

Yeni çalışma için Isaksson ve ekibi, 60.000 yıl öncesine tarihlenen bir kazı katmanından elde edilmiş, incelenebilir mikroskobik kalıntılar taşıyan 10 ok ucunu, mevcut 216 ok ucunun içinden seçerek daha yakından inceledi.

Araştırmacılar, beş ok ucunun üzerindeki kalıntılarda bitki kökenli buphandrine adlı toksinin izlerini buldu. Bunlardan birinde ayrıca epibuphanisine toksini de tespit edildi. Isaksson’a göre, bu beş ok ucu muhtemelen başlangıçta iki toksini birden içeriyordu; fakat günümüz teknolojisiyle saptanabilecek kadar kalıntı her örnekte korunmamıştı.

Her iki toksin de Güney Afrika’nın çeşitli bitkilerinde bulunuyor. Ancak yerel olarak “poison bulb” (zehir soğanı) diye bilinen Boophone disticha türü, özellikle ok zehri olarak tanınıyor ve bu nedenle zehrin en olası kaynağı sayılıyor. Nitekim ekip, 18. yüzyıl Güney Afrika’sına ait dört okta da bu iki zehirli kimyasalı saptadı. Günümüzde Boophone disticha soğanlarından elde edilen süt kıvamındaki özütün analizi de türde her iki toksinin bulunduğunu doğruladı. Boophone disticha’nın 60.000 yıl önce bu bölgede yetiştiğine dair bir kanıt olmasa da, bitki bugün kaya sığınağına 12,5 kilometreden daha yakın bir mesafede bulunuyor.

Çalışmada yer almayan Johannesburg Üniversitesi’nden arkeolog Justin Bradfield, bu eski zehirli okların keşfini “oldukça dikkat çekici” olarak nitelendiriyor.

Bradfield’a göre önemli bir nokta da şu: Umhlatuzana’daki avcı-toplayıcılar, görünüşe göre tek bileşenli bir zehir kullanmıştı; Kruger Mağarası’nda görülen daha karmaşık tarifler ise muhtemelen çok daha sonra geliştirilmiş olabilir.

Arkeologlar uzun zamandır avcı-toplayıcıların bitki toksinlerini ve kullanım biçimlerini bildiğini varsayıyordu. Ancak Bradfield, yeni bulgunun bu toksinlerin on binlerce yıl boyunca korunabildiğini gösterdiğini ve bunun daha fazla araştırmanın önünü açtığını söylüyor.

Ekip, bundan sonraki aşamada kaya sığınağındaki daha genç tabakaları inceleyerek zehirli ok kullanımının kesintisiz bir gelenek olup olmadığını, yoksa bir dönem kaybolup sonra yeniden mi ortaya çıktığını anlamayı planlıyor.


Live Science. 7 Ocak 2026.

Makale: Sven Isaksson et al. (2026). Direct evidence for poison use on microlithic arrowheads in Southern Africa at 60,000 years ago. Sci. Adv. 12.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora adayı. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login