Bazı Maya Krallıklarının Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları Vardı

Arkeologlar, üç Klasik dönem Maya krallığının yerleşimlerinin içinde ve dışında kapsamlı karmaşık sulama ve teraslama sistemleri buldular.

Araştırma ekibi, bugün Meksika ve Guatemala arasındaki sınırda yer alan Batı Maya Ovalarında küçük bir alanı araştırdı. C: Brown University

Birçok bilim insanı, iklim değişikliğinin ve çevresel bozulmanın Maya uygarlığının çökmesine neden olduğuna inanıyor. Fakat yeni bir araştırma, bazı Maya krallıklarının yüzyıllar boyunca sürdürülebilir tarım uygulamalarına ve yüksek gıda verimine sahip olduğunu gösteriyor.

Yıllar boyunca iklim bilimi ve ekoloji uzmanları, eski Maya’nın tarımsal uygulamalarını, yapılmaması gerekenlerin başlıca örnekleri olarak gösterdiler.

Brown Üniversitesi’nde antropoloji doçenti Andrew Scherer, “Mayaları kontrolsüz tarımsal kalkınma uygulayan insanlar olarak gösteren bir hikâye var. Hikâye şöyle devam ediyor: Nüfus çok büyüdü, tarım çok arttı ve sonra her şey alt üst oldu.” diyor.

(İlgili: Mayaların Çöküşe Götüren Temel Etken Kuraklık Olmayabilir)

Ancak Scherer, öğrencileri ve diğer kurumlardaki akademisyenler tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu hikâyenin her şeyi anlatmadığını gösteriyor.

Scherer ve Charles Golden liderliğindeki bir ekip, drone’ları ve uzaktan algılama teknolojisi olan lidar’ı kullanarak, bugün Meksika ile Guatemala arasındaki sınırda bulunan Batı Maya Ovaları’nda küçük bir alanı araştırdı. Scherer’in lidar araştırması – ve daha sonraki yüzey araştırması – bölgenin kasabalarında ve dışında kapsamlı sulama ve teraslama sistemleri ortaya çıkardı, ancak buna uygun büyük bir nüfus patlaması olmamıştı. Bulgular, milattan sonra 350 ile 900 yılları arasında bazı Maya krallıklarının sürdürülebilir tarım sistemleriyle, gıda güvensizliği çekmeden rahatça yaşadıklarını gösteriyor.

Scherer, “Mayaların bazı yerlerde sürdürdüğü gerçekten büyük nüfuslar hakkında konuşmak heyecan verici. Bu yoğunlukta bu kadar uzun süre hayatta kalmak, teknolojik başarılarının bir kanıtıydı. Ancak bu hikâyenin Maya bölgesinin tamamında tecrübe edilmediğini anlamak önemli. İnsanlar her zaman yan yana yaşamıyorlardı. Tarımsal gelişme potansiyeli olan bazı alanlarda hiç yerleşim bile olmadı.” diyor.

Araştırma grubunun bulguları Remote Sensing dergisinde yayımlandı.

Scherer’in ekibi lidar araştırmasına başladığında, Maya tarım uygulamaları hakkında uzun süredir devam eden varsayımları çürütmeye çalışmıyorlardı. Daha ziyade, birincil motivasyonları nispeten az çalışılmış bir bölgenin altyapısı hakkında daha fazla bilgi edinmekti. Batı Maya bölgesinin bazı kısımları, iyi bilinen Palenque bölgesi gibi iyi çalışılmış olsa da, diğerleri, eski toplulukları uzun zamandır meraklı gözlerden gizleyen yoğun tropik alan nedeniyle daha az biliniyor. Hatta 2019 yılına kadar, Scherer ve meslektaşlarının ortaya çıkardığı Sak Tz’i krallığı, arkeologların on yıllardır süren çabalarına rağmen bulunamamıştı.

Araştırma alanının Lidar taramaları, Piedras Negras, La Mar ve Lacanjá Tzeltal’deki yapıların göreceli yoğunluğunu ortaya çıkardı ve bu şehirlerin ilgili nüfusları ve gıda ihtiyaçları hakkında ipuçları verdi. C: Brown University

Ekip, üç Maya krallığını birbirine bağlayan bir arazi dikdörtgeni araştırmayı seçti: Siyasi başkenti Lacanjá Tzeltal arkeolojik sit alanına odaklanan Piedras Negras, La Mar ve Sak Tz’i. Scherer, kuş uçuşu birbirinden yaklaşık 24 km uzakta olmasına rağmen, bu üç şehir merkezinin çok farklı nüfus büyüklüklerine ve yönetim gücüne sahip olduğunu söylüyor.

Scherer, “Bugün dünyada yüzlerce farklı ulus devlet var, ancak jeopolitik alanda sahip oldukları güç açısından gerçekten birbirlerinin eşitliği değiller. Maya imparatorluğu’nda da gördüğümüz şey bu.” diyor.

Scherer, her üç krallığın da bir ajaw (ya da bir lord) tarafından yönetildiğini ve teoride onları eşit olarak konumlandırdığını söylüyor. Fakat en büyük krallık olan Piedras Negras, La Mar ve Sak Tz’i lordlarından farklı olarak kutsal lord yani k’uhul ajaw tarafından yönetiliyordu.

La Mar ve Sak Tz’i de tam olarak eşit akranlar değildi: La Mar, Sak T’zi’nin başkenti Lacanjá Tzeltal’dan çok daha kalabalık olmasına rağmen, ikincisi daha bağımsızdı, çoğu zaman ittifakları değiştirdi ve hiçbir zaman diğer krallıklara bağlı olmadı, bu da daha fazla siyasi özerkliğe sahip olduğunu gösteriyor.

Lidar araştırması, farklılıklarına rağmen, bu üç krallığın büyük bir benzerlikle iftihar ettiğini gösterdi: Gıda fazlası veren tarım.

Scherer, “Lidar araştırmasında bulduğumuz şey, Maya’nın bu alandaki stratejik düşüncesine işaret ediyor. Nispeten düşük nüfus yoğunluğuna sahip bir alanda uzun vadeli tarımsal altyapının kanıtlarını gördük. Bu, oyunun sonlarında verimi artırmak için son bir girişim olarak bazı ekin alanları yaratmadıklarını, bunun yerine birkaç adım ileriyi düşündüklerini gösteriyor.” diyor.

Lidar çalışması, her üç krallıkta da, araştırmacıların “tarımsal yoğunlaşma” dedikleri şeyin işaretlerini ortaya çıkardı. Tarımsal yoğunlaşma, mahsul veriminin hacmini ve öngörülebilirliğini artırmak için arazinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Başlıca mahsulün mısır olduğu bu Maya krallıklarında tarımsal yoğunlaştırma yöntemleri arasında teraslar inşa etmek, barajlar ve kanalize tarlalarla su yönetim sistemleri oluşturmak vardı. Yoğun ormana nüfuz eden lidar, bölge genelinde geniş teraslama ve geniş sulama kanallarının kanıtlarını gösterdi. Bu durum, krallıkların sadece nüfus artışı için hazırlanmadığını, aynı zamanda her yıl yiyecek fazlasına hazırlandığını da gösteriyor.

Scherer, “Bu, Geç Klasik Dönem’e kadar, MS 600 ila 800 civarında, bölgedeki çiftçilerin tükettiklerinden daha fazla yiyecek ürettiğini gösteriyor. Fazla gıdanın çoğunun, hem ürün olarak hem de tamales ve yulaf ezmesi gibi hazır gıdaların bir parçası olarak kentsel pazarlarda satılması ve yerel lordlara bir tür vergi olan haraç ödemesi için kullanılmış olması muhtemel.” diyor.

Scherer, çalışmanın bilim insanlarına eski Maya’yı daha ayrıntılı bir şekilde göstermesini umduğunu ve hatta belki de sürekli büyüyen bir küresel nüfus için yiyecek yetiştirmenin sürdürülebilir yollarını arayan günümüz tarım sektörünün üyelerine ilham kaynağı olduğunu söylüyor. Bugün, bölgenin önemli bölümlerinin sığır yetiştiriciliği ve palmiye yağı tarlaları için temizlendiğini söylüyor. Ancak araştırmacılar, insanların hala mısır ve diğer mahsulleri yetiştirdiği bölgelerde, yılda üç hasat yaptıklarını bildiriyorlar. Ve bu yüksek verimin, kısmen eski Maya’nın alana yaptığı kanallar ve diğer değişikliklerden kaynaklanması muhtemel.

Scherer, “Çağdaş iklim veya ekolojik krizlerle ilgili konuşmalarda, Mayalar genellikle eğitici bir hikaye olarak gündeme getiriliyor: ‘Batırdılar; hatalarını tekrarlamak istemiyoruz.’ Ama belki de Mayalar onlara inandığımızdan daha ileri görüşlüydüler. Araştırmamız, tarımsal uygulamalarının çok sürdürülebilir olduğuna dair iyi bir argüman olduğunu gösteriyor.” diyor.


Brown University. 16 Kasım 2021.

Makale: Golden, C., Scherer, A. K., Schroder, W., Murtha, T., Morell-Hart, S., Fernandez Diaz, J. C., … & Whitlock, B. (2021). Airborne Lidar Survey, Density-Based Clustering, and Ancient Maya Settlement in the Upper Usumacinta River Region of Mexico and Guatemala. Remote Sensing, 13(20), 4109.

Yorumlar
Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu.

You must be logged in to post a comment Login