Antalya’da ‘Kıskananlar Çatlasın’ Mozaiği Bulundu

Antalya’daki Syedra Antik Kenti’nde, yaklaşık 1.500 yıllık zengin bir konutun girişinde “kıskanan çatlasın” yazan bir zemin mozaiği bulundu.

Mozaikte Antik Yunanca “Kıskananlar çatlasın” anlamına gelen bir yazı yazıyor.

Antalya Alanya’daki Syedra Antik Kenti’nde sürdürülen kazılarda, 1.500 yıllık bir konutun giriş bölümünde “kıskanan çatlasın” anlamına gelen Antik Yunanca yazıt taşıyan bir zemin mozaiği gün yüzüne çıkarıldı.

Alanya’nın yaklaşık 20 kilometre doğusunda, dik bir yamaç üzerinde Akdeniz’e bakan Syedra Antik Kenti’nde, kentin en büyük konutlarından birinde yürütülen kazı çalışmaları sırasında yaklaşık 15 metrekarelik, geometrik ve çiçek motiflerinden oluşan iyi korunmuş bir zemin mozaiği ortaya çıkarıldı. Mozaiğin MS 4. ile 6. yüzyıllar arasına tarihlendiği değerlendiriliyor.

(İlgili: Antalya’daki Syedra Antik Kenti Zeytinyağı Üretim Merkeziydi)

Mozaiği özel kılan, üzerinde iki ayrı yazıtın yer alması. Orta bölümde “güle güle kullan” ya da “şansla kullan” anlamına gelen bir ifade bulunuyor. Ancak asıl dikkat çeken yazıt, odanın giriş kapısında yuvarlak bir bordür içinde yer alıyor: İlk kelime “kıskançlık” ya da “kıskanan”, ikinci kelime ise “çatlayan, patlayan” anlamına geliyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Ertuğ Ergürer, bu ifadenin günümüzde de yaygın biçimde kullandığımız “kıskanan çatlasın” deyimine karşılık geldiğini belirtiyor.

Nazara Karşı Koruma Geleneği

Ev girişlerine “kötü göz”den koruyan ifadeler yerleştirme geleneği, antik çağda Doğu Akdeniz coğrafyasında oldukça yaygındı. Yunanca “phthonos” (kıskançlık/nazar) kelimesini içeren bu tür yazıtlar; Antiochia (Antakya), Zeugma ve Kıbrıs gibi pek çok Roma ve Geç Antik Çağ yerleşimindeki zemin mozaiklerinde karşımıza çıkıyor. Bu ifadeler apotropaik, yani kötülük savıcı bir işlev taşıyordu. Evin eşiğine işlenen yazıt, içeri adım atan herkesin görebileceği bir uyarı ve koruma niteliğindeydi. Syedra’daki mozaik, bu geleneğin Dağlık Kilikya bölgesindeki varlığını somut biçimde belgeleyen önemli bir örnek.

Ergürer, yaklaşık 1.500 yıl önce yapılmış bir konutun girişinde böyle bir ifadeyle karşılaşmanın ekip için büyük bir sürpriz olduğunu dile getiriyor.

Aynı konuttaki mozaiği başka bir bölümünde ise “Güle güle kullan” yazıyor.

Yüzyıllar Boyunca Yaşanan Bir Konut

Mozaiğin bulunduğu yapı, Syedra’nın en büyük konutlarından biri olarak değerlendiriliyor. Üç katlı yapının merkezi bir avlu etrafında düzenlenmiş çok sayıda odası bulunuyor ve MS 2. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar (yaklaşık beş yüzyıl boyunca) kesintisiz kullanılmış. Bu uzun süre zarfında ev sahipleri değişmiş, yeni mekânlar eklenmiş, katlar çıkılmış ve bazı bölümler kapatılmış.

Mozaiğin bu kadar iyi korunmuş olması da yapının geçirdiği dönüşümlerle doğrudan ilişkili. Daha sonraki dönemlerde giriş bölümünün ve mozaiğin üzeri kapatılmış. Bu da mozaiğin doğal aşınmadan, yağmacılardan ve tahribattan korunarak günümüze neredeyse eksiksiz ulaşmasını sağlamış.

Kazı ekibindeki konservatör-restoratör Selma Yağcı, mozaiğin genel durumunun iyi olduğunu, acil müdahale gerektiren bölümlerde bordür uygulaması ve derz dolgusu yapıldığını, ardından yüzey koruyucu uygulanarak sürecin tamamlandığını belirtiyor.

Zeytinyağı Üretim Merkezi Syedra

Syedra, mozaikleri ve yazıtlarının yanı sıra bir başka özelliğiyle de dikkat çekiyor: kent, antik dönemde şehir ölçeğine yayılmış bir zeytinyağı üretim merkezi. Şimdiye kadar 20’ye yakın zeytinyağı işliği kazıyla açığa çıkarıldı; antik kentin tamamında ise 100’den fazla işlik tespit edildi. Bu yoğunluk, Syedra’nın Hellenistik ve Roma dönemlerinde yalnızca bölgesel bir üretici olmadığını, üretimini dış pazarlara da yönlendiren güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu düşündürüyor.

Ergürer’e göre zeytinyağı üretimi çoğu antik kentte sur dışında, yerleşimden ayrı alanlarda beklenirken Syedra’da tablo çok farklı. Neredeyse her yapının altında zeytinyağı ya da başka üretimlere ait atölye ve işlikler yer alıyor. Bu atölyelerin üzerinde iki veya üç katlı konutlar yükseliyor; evlerin caddeye bakan alt katlarında üretime dönük dükkânlar, üst katlarında ise yaşam alanları bulunuyor. Üretim kentin dışında değil, gündelik yaşamın tam merkezinde ve son derece yoğun biçimde sürdürülmüş görünüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında 2019’dan bu yana Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından yürütülen kazılar devam ediyor.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login