Yunanistan’ın ünlü antik kenti Amphipolis’in merkezindeki akropoliste, bir çocuğa ait diş ve dikkat çekici figürinler gün yüzüne çıkarıldı.

Selanik’te düzenlenen yıllık bilimsel toplantıda, Patras Üniversitesi Klasik Arkeoloji Profesörü Dimitris Damaskos, önceki yıl yürütülen kazılara değindi. Damaskos, 2024 kazı döneminde araştırmaların Erken Bizans Bazilikası III’ün batısında yoğunlaştığını; burada uzunlamasına dikdörtgen planlı bir yapının ortaya çıkarıldığını söyledi. Yapının duvarlarının oldukça sağlam olduğu, alt kısımlarının ise büyük, iyi yontulmuş kerpiç tuğlalardan oluştuğu belirtildi.
Yapının yalnızca batı kısmı günümüze ulaşmış olup, geri kalan bölümü bazilikanın inşası sırasında tahrip edilmişti. Şimdiye kadar elde edilen buluntular, yapının ilk inşa evresinin MÖ 4. yüzyıla tarihlendiğini gösteriyor.
(İlgili: Büyük İskender’in Babası Sanılan İskelet Başka Biri Çıktı)
Geçtiğimiz yılki kazıların en etkileyici buluntuları arasında, erken ergenlik çağındaki bir çocuğa ait bir diş, gövdesinden delinmiş sağlam durumdaki küçük bir boğa figürini ve Asklepios’un küçük bir pişmiş toprak kabartma baş yer alıyor.
Amphipolis Kazılarında Bir Kült Yapısı Ortaya Çıkarıldı
Damaskos’a göre bulunan nesnelerin çeşitliliği ve yoğunluğu—pişmiş toprak kadın figürinleri, rahim biçimli figürinler, deniz kabukları ve hayvan kemiklerinin kömür açısından zengin bir tabaka içinde bir arada bulunması—kazılan alanın kült uygulamaları için kullanıldığını gösteriyor. Bu yorum, önceki kazı buluntularıyla da destekleniyor.

Damaskos, “Kazı, MÖ 4. yüzyılda yeniden inşa edilmiş bir kült yapısını ortaya koyuyor. Bunun bir kadın tanrıçaya adanmış olduğuna inanıyoruz. Bu yorum, özellikle kadın figürinlerinden oluşan bir koleksiyon başta olmak üzere taşınabilir buluntulara ve ritüellere işaret eden göstergelere dayanıyor” diyor.
Kazılarda Artemis’e ait bir torso da bulundu. Ancak eserin durumu kesin bir tarihlendirmeye izin vermiyor. Bununla birlikte, 2019 ve 2022 yıllarında kült yapısının dolgularında ortaya çıkarılan diğer buluntular, alanın Artemis’e adanmış olduğunu güçlü biçimde düşündürüyor.
Özellikle, bir at büstü ve bir istiridye kabuğu, Artemis’in ibadetinin özel bir yönü olan Artemis Tauropolos kültüyle ilişkilendiriliyor. Bu kült, Artemis’in genç kızların kadınlığa geçiş sürecindeki koruyucu rolüne odaklanıyor. Ayrıca yapının batısında çok sayıda istiridye bulunması da bu yorumu güçlendiriyor. Adet görmenin başlangıcını simgelediği belirtilen bu istiridyelerin, genç kızlar tarafından ritüel yemeklerden sonra bırakılmış olabileceği düşünülüyor.
Damaskos’a göre, bir mezar bağlamı dışında nadiren ele geçen çocuk dişi buluntusu da, koruyucu tanrıçaya sunulmuş bir adak olarak yorumlanıyor.
Asklepios’un küçük başının bulunması da Artemis’in kült bağlamı içinde açıklanıyor: “Artemis, Asklepios’un babası Apollon’un kız kardeşiydi. Bu nedenle Asklepios’la birlikte sıkça karşımıza çıkar.”
“Özellikle Amphipolis’te, akropolis yakınındaki büyük bir antik evin kazılarında, Hellenistik döneme ait Artemis ve Asklepios’un mermer gövde parçaları birlikte ortaya çıkarıldı. Ayrıca, geçen yıl kömürleşmiş meyveler içeren tabakada bulunan Pan’ın pişmiş toprak heykelciği, Asklepios göstergesiyle birlikte, bu alanda tanrıçaya tapınımın kanıtlarını güçlendiriyor.”

Amphipolis’in tarihi
Amphipolis, Antik Yunan döneminde önemli bir kentti, daha sonra ise bir Roma kenti olmuştu ve günümüzde hala görülebilen geniş kalıntılara sahip.
Kent başlangıçta Atinalılar tarafından kurulmuş bir koloniydi ve MÖ 422 yılında Spartalılar ile Atinalılar arasındaki ünlü savaşın yaşandığı yerdi. Daha sonra Büyük İskender, MÖ 335 yılında Asya seferlerine çıkmadan önce hazırlıklarını burada yapmıştı. İskender’in en önemli üç amirali olan Nearkhos, Androsthenes ve Laomedon Amphipolis’te yaşamıştı. İskender’in ölümünden sonra eşi Roksana ve oğlu IV. Aleksandros, MÖ 311 yılında burada hapsedilmiş ve öldürülmüştü.
Kentte ve çevresinde yapılan kazılar, önemli yapıları, surları ve mezarları ortaya çıkardı. Bu buluntular Amphipolis Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Yakınlardaki Amphipolis Aslanı Anıtı da ziyaretçiler için popüler bir durak.
Yakın çevrede yer alan ve Kasta Tümülüsü olarak da bilinen dev Amphipolis Mezarı, 2012 yılında keşfedilmesinden bu yana dünya çapında hem arkeologların hem de tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Mezarın kime ait olduğu sorusu hala gizemini koruyor.
Amphipolis Mezarı, bölgede şimdiye kadar keşfedilmiş en büyük mezar tümülüsü ve Makedonya Kralı II. Philippos’un Vergina’daki mezarını bile boyut olarak geride bırakıyor.
The Greek Reporter. 14 Mart 2025.
You must be logged in to post a comment Login