19 Milyon Yıl Önce Köpekbalıklarının Nesli Tükenmek Üzereydi

Yeni bir araştırmaya göre 19 milyon yıl önce gerçekleşen gizemli bir olay, dünyadaki köpekbalığı nüfusunu yok olmanın eşiğine getirdi.

Deridişçikler, diğer bir deyişle mikroskobik köpekbalığı pulları türden türe büyük farklılık gösteriyor. Bu antik deridişçikler yeni keşfedilmiş bir kitlesel yok oluşun hikayesini anlatıyor. C: Leah D. Rubin

Araştırmaya göre okyanuslarda yaşayan köpekbalığı nüfusunun yüzde 90’ı, 100.000 yıldan daha kısa bir süre içerisinde yok oldu. Ancak, bu kitlesel yok oluşa neyin sebep olduğu ve yok oluşun ne kadar sürede gerçekleştiği bilinmiyor. Science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre bilinen tek şey, bu yok oluş olayının eski sualtı ortamını değişikliğe uğrattığı ve köpekbalığı nüfusunun bu yok oluşun etkilerini tam olarak asla atlatamadığı.

Yale Üniversitesi Biyosferik Araştırmalar Enstitüsü’nden Elizabeth Sibert köpekbalıklarının 400 milyon yıldır var olduğunu ve pek çok kitlesel yok oluştan sağ çıktıklarını belirtiyor. Ancak bu kadim canlılar Miyosen çağı sırasında bilinmeyen bir sebepten ötürü yok olmanın eşiğine geldiler.

Bu olayın izleri göz ardı edilmiş bir grup ihtiyolitin (ichthyolith), yani okyanus zeminindeki çökeltide gömülü mikroskobik köpekbalığı pulu ve balık dişi fosillerinin içerisinde saklıydı.

(Almanya’da 150 Milyon Yıllık Dev Köpekbalığı Fosili Bulundu)

Sibert’in söylediğine göre pek çok çökelti tipinde ihtiyolitlere rastlamak mümkün, ancak daha çok araştırmaya konu olmuş diğer mikrofosillerle kıyaslandığında bu kalıntılar daha küçük oluyorlar ve görece nadir bulunuyorlar. Aslında ihtiyolitler 1970’lerde ve 80’lerde bazı bilimsel araştırmalara konu oldu, ancak o tarihlerden 2016 yılında tamamladığı doktora programı için ihtiyolitleri araştıran Sibert’e kadar geçen zaman aralığında bu kalıntılar üzerinde çok az araştırma yürütüldü.

“Bir bilim insanı olarak kariyerimin erken safhalarında yaptıklarımın çoğu bu fosillerle nasıl çalışabileceğimi, onlara ne çeşit sorular sorabileceğimi anlamaktı.” diyor Sibert.

İhtiyolitler derin çökelti çekirdeklerinde, diğer bir deyişle okyanus tabanında milyonlarca yıldır duran çökelti yığınlarında bulunuyor. Sibert’in belirttiğine göre çökelti ne kadar derindeyse, o kadar eski oluyor; bazı çökelti çekirdekleri 300 milyon yıl önceye kadar tarihlendirilebiliyor. Araştırmacılar çökelti çekirdekleri sayesinde ne kadar metre aşağıya indiklerinde kaç yıl önceden kalma kalıntılarla karşılaşacaklarını gösteren bir zaman serisi yaratabiliyor.

Sibert ve bir başka araştırma ekibi çekirdeklerde köpekbalığı ihtiyolitlerinin 19 milyon yıl önce çok büyük bir düşüş yaşadığını gözlemledi, ancak söz konusu düşüşün bir yok oluş olayına işaret edip etmediği bilinmiyordu.

Sibert ile araştırma sırasında Atlantik Koleji’nde lisans öğrencisi olan, yardımcı yazar Leah Rubin, yeni araştırma için biri Kuzey Pasifik’in diğeri ise Güney Pasifik’in ortasında olmak üzere iki ayrı bölge yürütülen derin sondaj projeleri kapsamında toplanan çökelti çekirdeklerini analiz etti. 

“Bu iki alanı karadan ve değişen okyanus akıntıları ile akımlarının etkilerinden uzak oldukları için bilerek seçtik.” diye söylüyor Sibert. Yani araştırmacılar ihtiyolitlerdeki değişimin çökeltinin okyanus boyunca hareket etmesi gibi başka olaylar sebebiyle oluşmadığından emin olmak istediler.

Fakat, sadece Güney Pasifik alanı 19 milyon yıl öncesine dayanan verilere sahipti. Diğer çökelti çekirdeği ise 22 milyon ila 35 milyon yıl ve 11 milyon ila 12 milyon yıl öncesine dayanan verilere sahip olmasına rağmen bu iki dönem arasından kalma herhangi bir veri yoktu. Elbette, istedikleri zaman aralığından önceki ve sonraki dönemlerden kalma veriler de araştırmacılara yok oluş öncesi ve sonrası hangi fosillerin var olduğunu anlamalarında yardımcı oldu. Çökelti çekirdeklerinden ihtiyolitleri çıkardıktan sonra, araştırmacılar iki spesifik metriği inceledi: köpekbalığı fosillerinin çokluğu ve çeşitliliği.

Aşırı Azalma

Çökelti çekirdeklerinin öncesi ve sonrası kayıtlarına bakan araştırmacılar açık okyanus köpekbalığı fosillerinde 19 milyon yıl kadar önce yüzde 90 civarında bir düşüş yaşandığını fark etti. Ancak, bu olayın gerçek bir yok oluş olup olmadığını anlamak için araştırmacılar köpekbalığı türlerinin sayısında da düşüş olup olmadığına baktılar.

Köpekbalığı çeşitliliğini ölçmek için Güney Pasifik’ten topladıkları 798 ve Kuzey Pasifik’ten topladıkları 465 deridişçiği (denticle) 80 farklı morfolojiye ayıran bilim insanları, söz konusu zaman aralığında deridişçiklerin yüzde 70 kadarının ortadan kaybolduğunu buldular. Araştırmacılar ayrıca modern köpekbalığı deridişçiklerinin bulunduğu bir kataloğu bir araya getirerek yok oluş öncesi köpekbalığı deridişçiklerinden yüzde 20’sinin modern köpekbalıklarında bulunduğunu ancak fosil kayıtlarında olmadığını gördüler.

Başka bir deyişle, bu yok oluş olayı, köpekbalığı türlerinin yüzde 70 ila yüzde 90 kadarını, toplam köpekbalığı nüfusunun ise yüzde 90’ını ortadan kaldırdı.

“Doğrusu, bu zaman diliminde böylesine bir olayın gerçekleşmiş olması hepimizi şaşırttı.” diyen Sibert, yok oluşun 45 milyon yıllık durağanlığı altüst edip sualtı topluluklarını büyük oranda değiştirdiğini belirtiyor. Sualtı omurgalısı toplulukları en son 66 milyon yıl önceki geç Kratese döneminde bir asteroidin tüm nonavian dinozorları yok etmesi ile böylesine bir olayla karşılaştılar.

“Bence köpekbalığı çeşitliliğinin ve sayısının böylesine ekstrem bir düşüş yaşaması en şaşırtıcı kısım.” diyor New York Koleji Çevre Bilimleri ve Ormancılık Devlet Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Rubin. Esas soru ise bu olaya neyin sebep olduğu.

Herhangi bir çevresel etken, örneğin büyük bir iklimsel değişiklik, köpekbalığı nüfusundaki bu düşüşü açıklamıyor. Yok oluşun ton, deniz turnası, denizkuşları, gagalı balinalar ve hatta göçebe köpekbalığı gibi canlıların çoğalmasından birkaç milyon yıl önce gerçekleşmiş olması da yırtıcıların bu olaya sebep olması ihtimalini hayli azaltıyor.

“Yok oluşa neyin sebep olduğunu gerçekten bilmiyoruz.” diye söylüyor Sibert. “Umuyorum ki bu makale söz konusu zaman aralığında tam olarak ne olduğunu anlamaya çalıştığımız oldukça enteresan bir on yılın başlangıcı olacak.”

Kayıp Fosiller

Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nde (CNRS) paleontolog olan Romain Vullo bulguların heyecan verici olduğunu belirtti. Araştırmaya dahil olmayan Vullo’nun söylediğine göre bu durum bilinen herhangi bir küresel iklim değişikliğiyle açıklanamıyor, üstelik köpekbalıklarının küresel fosil kayıtlarında yok oluş olayının izlerine rastlanmıyor.

Ancak, Vullo’nun belirttiğine göre iki alanda inceleme yapılmasına rağmen 19 milyon yıl önce gerçekleşen yok oluş olayı ile köpekbalığı nüfusundaki azalmaya sadece Güney Pasifik’ten alınan çökelti çekirdeğinde rastlanıyor; bu durumda verilerin küresel bir olayı değil yerel değişiklikleri gösteriyor olma ihtimali de var. “Araştırmacıların yaptığı yorumların doğru olup olmadığını anlamak için dünyanın farklı bölgelerinden verilere ihtiyaç duyulabilir.” diye ekliyor Vullo.

Sibert ise verilerin yerel bir olayı gösteriyor olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söylüyor. “Bahsedilen zaman aralığından kalma çok fazla veriye sahip olmasak da dünya genelinde bu olaydan önceki ve sonraki zaman dilimlerinden kalma pek çok veri var.” diyor Sibert. “Yok oluştan olayından önce, bir sürü köpekbalığı pulu var, olaydan sonra ise yok.”

Sibert’e göre eğer bu yok oluş olayı yerel bir fenomen olsaydı 19 milyon yıldan daha genç bir sürü köpekbalığı fosili bulunurdu, ancak bulunmadı. “Baktığımız çoğu yerde köpekbalığı fosillerinin kayıp olduğunu görüyoruz.” diyor Sibert.

Ancak Sibert “Bu olayın etkisinin sahillerde değil açık okyanusta hissedilmiş olması da mümkün,” diye de ekliyor. Araştırmanın bir sonraki adımı ise diğer gruplar veya ekosistemlere ek olarak sahillerdeki türlerin de bu olaydan etkilenip etkilenmediğini bulmak.

Tarihin Tekerrürü

Bu olayın daha önce fark edilmemiş olmasının sebeplerinden birisi de 18 milyon yıl önceden 20 milyon yıl önceye kadarki zaman aralığının çökelti çekirdeklerinde genelde karşımıza çıkmıyor oluşu. Bu zaman aralığının neden kayıp olduğu ise bilinmiyor; Sibert’e göre, sebep yok oluş olayı da olabilir, tesadüf de olabilir. 

Zürih (İsviçre) ve Swansea (Birleşik Krallık) Üniversitesi’nde omurgalı paleontoloğu olan Catalina Pimiento ile Smithsonian Enstitüsü’nde (ABD) jeolog ve Burke Müzesi’nde (ABD) ortak küratör olan Nicholas Pyenson yazdıkları makalede “erken Miyosen’de gerçekleşmiş olan bu olayın onca zamandır önemsiz görülen bir jeolojik zaman aralığında gizleniyor oluşu oldukça şaşırtıcı.” diye söylüyorlar.

“Antik okyanuslarla ilgili görüşlerimiz çoğunlukla kaya kayıtlarında kaydedilmiş ortamlara dayanır, bu kayıtlar ise paljik (derin deniz) faunalar hakkında çok az bilgi sağlayan sığ su çökeltileriyle sınırlıdır.” diye söylüyor Pimiento ve Pyenson.

Üstelik, görünen o ki bu antik olayın bir benzeri günümüzde de gerçekleşiyor. Geçtiğimiz 50 yılda, gerek aşırı balıkçılık ve insan kaynaklı diğer etkiler, gerek iklim değişikliği ile okyanusların ısınması sebebiyle köpekbalığı sayısı yüzde 70’in üzerinde bir düşüş yaşadı. Var olan köpekbalığı türlerinin ise dörtte biri yok olma tehdidiyle karşı karşıya.

“Şu anda gerçekleşen kriz ile 19 milyon yıl önceki paljik köpekbalıklarının yok oluşu arasındaki benzerlik tarihin tekerrür etmesine çok güzel bir örnek; iki olay arasındaki tek fark şu anda köpekbalığı sayısındaki azalmanın daha önceki dönemlere kıyasla çok daha hızlı gerçekleşiyor olması.” diyor Pimiento ve Pyenson.

Köpekbalıkları ve diğer deniz avcıları okyanus ekosistemini dengede tutmada çok önemli bir rol oynuyor. “Büyük sualtı organizma nüfusuyla çeşitlerindeki bu büyük değişiklikler, ekosistemi sonsuza kadar değiştirecek bazı zincirleme etkilere sahip olabilir.” diye söylüyor Sibert.

Miyosen yok oluş olayı “tüm okyanus ekosistemini temelinden sarsıp değiştirerek ekosistemin tamamen yeni bir duruma geçmesine sebep oldu.” diye ekliyor Sibert. Köpekbalıkları 19 milyon yıl önce gerçekleşen bu büyük yok oluş olayından sonra ne nüfus ne de çeşitlilik açısından eski zenginliklerine kavuşamadılar. Sibert’e göre günümüzde köpekbalığı nüfusu tekrardan yok olma tehdidiyle karşı karşıya.


Live Science. 3 Haziran 2021.

Makale: Sibert, E. C., & Rubin, L. D. (2021). An early Miocene extinction in pelagic sharks. Science, 372(6546), 1105-1107.

Yorumlar

You must be logged in to post a comment Login