Buğday, arpa ve mercimek biçimli 15.000 yıllık boncuklara göre, Neolitik Devrim tarlalarda değil, zihinlerde başlamış olabilir.

Tarım, insanlık hikâyesini sonsuza dek değiştirdi ve türümüzü benzeri görülmemiş bir büyüme ve karmaşıklık çağına taşıdı. Ancak gezgin avcı-toplayıcılıktan yerleşik çiftçiliğe geçiş bir gecede gerçekleşmedi ve araştırmacılar bu sürecin nasıl geliştiğini hâlâ anlamaya çalışıyor. Yeni bir çalışmada, 15.000 yıllık dikkat çekici bir kil eser koleksiyonu bu dönüm noktası niteliğindeki döneme nadir bir pencere açıyor olabilir.
Uluslararası bir arkeoloji ekibi, Güneybatı Asya’da bilinen en eski kil süs eşyalarını ortaya çıkardı. 142 küçük boncuk ve takıdan oluşan koleksiyon, yaklaşık 15.000 yıl önce Natufian kültürü tarafından kilden yapılmıştı. Natufianlar, bugünkü İsrail, Filistin, Lübnan, Ürdün ve Suriye’yi kapsayan Levant bölgesinde yaşayan bir avcı-toplayıcı topluluktu.
Bu kültür, tarımın yükselişinden binlerce yıl önce dünyada kalıcı olarak tek bir yere yerleşen ilk topluluklardan biriydi. Paleolitik avcı-toplayıcı yaşam ile kalıcı tarım toplumlarının ortaya çıkışı arasındaki geçişte yaşayan Natufianlar, Neolitik Devrim’in yaklaşık 12.000 yıl önce nasıl ve neden gerçekleştiğini anlamaya çalışan araştırmacılar için büyük önem taşıyor.
(İlgili: Bir Kadınla Çiftleşmeye Çalışan Kaz Figürü Bulundu)
Ve o devrimin tohumları, görünüşe göre Natufianların zihinlerinde çoktan kök salıyordu. Araştırmacılar, 142 süs eşyası arasında, yaşam biçimlerinin merkezinde yer alan bitkilerden esinlenen 19 farklı boncuk biçimi tespit etti: yabani arpa, siyez buğdayı, mercimek ve bezelye. Bunlar, daha sonra evcilleştirilerek uygarlığı ayakta tutacak olan aynı bitkilerdi.
Projenin lideri Dr. Laurent Davin, “Yabani bitkilerin yoğun biçimde toplandığı köy yaşamının şafağında ortaya çıkan bu yeni biçimler, bitkilerin erken dönem köylülerinin simgesel dünyasında da önemli olduğunu düşündürüyor” diyor.

Davin sözlerine şöyle devam ediyor: “Bitkiler, özellikle birkaç bin yıl sonra Neolitik Dönem’de evcilleştirilecek olanlar, erken dönem köylülerinin kimliğini şekillendirmede giderek daha önemli bir rol oynamış görünüyor. Neolitik geçişle ilgili olarak bu durum, bu uzun vadeli olgunun kökenlerinin Natuf kültüründeki yerleşik yaşam biçiminin ortaya çıkışında yattığını düşündürüyor.”
Bulgular, arkeolog Jacques Cauvin’in manevi ve bilişsel bir devrimin tarım devriminden önce geldiğini ve belki de onu tetiklediğini savunan fikirleriyle örtüşüyor. Tarıma geçişin pratik zorunluluklar ya da çevresel değişiklikler tarafından değil, insanların kendilerini ve dünyayla ilişkilerini kavrayış biçimindeki daha derin bir dönüşüm tarafından tetiklendiğine inanıyordu Cauvin.
Davin şöyle açıklıyor: “Jacques Cauvin’in Simgeler Devrimi teorisini takip edersek, fikir şu: Manevi bir dönüşüm Neolitik toplulukların kendilerini doğadan giderek daha ayrı algılamalarına ve dolayısıyla onu kontrol edebileceklerine inanmalarına yol açtı.”
“Kil süs eşyalarının ortaya çıkışının keşfi, Natufian süsleme pratikleriyle ilgili diğer tüm tekno-simgesel yeniliklerle birlikte, yerleşik yaşam biçimine geçişin tarihöncesi toplulukların kimliklerini inşa etme, ifade etme ve öne sürme biçimlerini derinden dönüştürdüğünü gösteriyor.”
Küçük boncukların büyük bölümü, angob olarak bilinen bir teknikle kırmızı aşıboyası ile kaplanmış. Araştırmacılara göre bu, dünyada şimdiye kadar bulunan en eski angob tekniği kullanımı.
Dikkat çekici biçimde, kil süs eşyalarında en az 50 parmak izi korunmuş durumda ve araştırmacıların bunları kimin yaptığını belirlemesine olanak tanıyor. Sonuçlar, nesnelerin yetişkinlerin yanı sıra ergenler ve çocuklar tarafından da yapıldığını gösterdi. Araştırmacılara göre bu bulgu, Natufianların kültürlerini ve toplumsal değerlerini bir nesilden diğerine nasıl aktardığını gösteriyor olabilir.
IFL Science. 18 Mart 2026.
Makale: Laurent Davin et al. (2026). Modeling identities among the first-sedentary communities: Emergence of clay personal ornaments in Epipaleolithic Southwest Asia. Sci. Adv. 12.
You must be logged in to post a comment Login