Tapınaklar Vadisi’ndeki Yunan Tapınağı Dolunaya Göre İnşa Edilmiş

Kutsal anıtların yapılış yönlerine ışık tutan yeni bir araştırma, Tapınaklar Vadisi’ndeki bir Antik Yunan tapınağının yılın en uzun gecesinde dolunayı görecek şekilde inşa edildiğini ortaya çıkardı.

İtalya Agrigento’daki Tapınaklar Vadisi’nde yer alan tapınaklar üzerine gerçekleştirilen yeni bir araştırma, 2.500 yıllık tapınakların hepsinin, genel kanının aksine, bilinçli olarak doğuya bakacak şekilde inşa edilmediklerini ortaya çıkardı. Tümü astronomiyle ilişkilendirilemeyecek birden fazla faktör antik dönemin mimarlarına ilham vermişti.

Demeter ve Persephone Tapınağı, Agrigento, İtalya.

Demeter ve Persephone Tapınağı, Agrigento, İtalya.

Milano Politeknik Üniversitesi arkeoastronomi profesörü Giulio Magli, “Tapınağın baktığı yön, genel anlamda dini bağlantılar kadar, kentsel yerleşime ve arazinin morfolojik özelliklerine göre de belirlenmişti.” diyor.

Demeter ve Persephone’un tapınağı olarak bilinen anıt, bir zamanlar Agrigento’da ihtişamıyla yükselen tapınakların içinde bulunduğu Dünya Mirası koleksiyonunda yer alıyor.

Magli, “Tapınağın manzarasını yalnızca hayal edebiliriz. Kış gündönümü, (yılın en uzun gecesi) dolunayın gökyüzünde çok yüksekte göründüğü ve en uzun süre kaldığı gecedir.” diyor.

Günümüzde Tapınaklar Vadisi, Yunan tanrılarına, tanrıçalarına, aynı zamanda Herakles, Demeter, Vulcan ve Juno gibi kahramanlara adanmış tapınakların kalıntılarından oluşuyor.

Bu tapınakların baktıkları yönler, Yunan tapınaklarında olduğu gibi, neredeyse 2 asırdır tartışılıyor. Akademisyenler, bu tapınakların yılın belli günlerinde gerçekleşen, güneşin doğuşu gibi gökbilimsel olaylara göre inşa edilip edilmediklerini merak ediyorlar.

Magli ve çalışma arkadaşları vadideki Yunan tapınaklarının baktıkları yönleri araştırdılar ve çeşitli değerlendirmelerden geçirdiler; bu ölçümler doğrultusunda, tapınakların en az 4’ünün güneş takviminden bağımsız bir şekilde, şehrin sınırları boyunca ana yönler doğrultusunda uzandıkları ortaya çıkarıldı.

“Böyle tapınaklar için, ön cepheleri doğuya bakacak şekilde inşa edildikleri yönünde genel bir kural olduğu düşünülür. Ancak, bu tapınaklar yılın belli günlerinde güneşin doğuşunu görecek şekilde inşa edilmemişlerdi.” diyor Magli.

Örneğin, bu anıtlardan bir tanesi olan Juno tapınağı, Yunus takımyıldızına bakacak şekilde inşa edilmişti.

Bunun yanında, depremlerden ve Kartacalı baskınlarından önce Yunan dünyasının en büyük tapınaklarından biri olan Zeus tapınağı, topografik olarak sokak planına uygun bir yöne bakacak şekilde inşa edilmişti.

Araştırmacılar, “göründüğü kadar muhteşem” olsa da bu basit açıklamayı yalnızca literatüre bakarak yapamadıklarını belirtiyorlar.

Persephone ve doğa tanrıçası olan annesi Demeter, Persephone’un Hades tarafından karısı olması için kaçırıldığı Persephone mitini temsil eden Eleusis Gizemleri’nin en önemli figürleriydi. Bu efsanede, Persephone ile annesinin tekrar bir araya gelişi üç aşamada gerçekleşiyordu: Çöküş, Arayış ve Yükseliş.

Magli, “Astronomi ile bu gizemli dini ritüller arasındaki ilişkiye dair çok az şey biliyoruz. Dolunayı görecek şekilde inşa edilmiş tapınakla bu mit arasında bir bağlantının olması çok muhtemel ve ilerleyen araştırmalarımızın odağı da bu olacak.” diyor.

Araştırmacılar, tapınağın içindeki koridorlardan birinde yer alan iki küçük dairesel sunağın varlığı ile tapınağın gerçekten Demeter ve Persephone’a atfedildiğini doğruladıklarını belirtiyorlar.
Sunaklardan bir tanesinin merkezinde “bothros” olarak bilinen, kırık tas parçaları -diğer bir adıyla Demeter’in ayin tasları- ile doldurulmuş bir kuyu bulunuyor.

Tapınağın arkasında geniş bir meydan bulunuyor. Tapınağın kuzey kısmındaki kayalık seviyesine ve güney kısmındaki büyükçe duvarlara bakarak bu meydanın bilinçli olarak kazıldığı anlaşılıyor.

Magli ve çalışma arkadaşları, “Burada, insanların kutsal çeşmeden gelerek tapınağa ulaştıkları bir gece töreninin gerçekleştiğini hayal edebiliriz, ancak tapınağın içerisinde ibadet eden herkese yetecek kadar yer yoktu.” diyorlar.

Araştırmacılar, insanların tapınağa girdikten sonra, tapınağın kuzeyi ile tepe arasındaki koridordan geçerek, merkezdeki kuyuya adaklarını attıklarını tahmin ediyorlar.

Magli, “Daha sonra muhtemelen tapınağın arkasındaki büyük meydanda bir araya gelerek, şehrin tepelerinin ardında yükselen dolunayın ihtişamına hep birlikte şahit oluyorlardı.” diyor.

news.discovery.com

Marmara Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun. Şu anda uluslararası bir oyun şirketinde lokalizasyon uzmanı olarak çalışıyor. Bir arkeoloji gönüllüsü ve bu alanda yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyor. Bilgisayar oyunlarını ve mitolojiyi çok seviyor.