Lazer Tarama Maya Uygarlığının Karmaşıklığını Gösteriyor

Sanıldığından çok daha büyük olan antik Guatemala şehirleri birbirleriyle yoğun bir dayanışma içerisindeydi.

Guatemala’nın kuzeyinde, yoğun ormanların içinden dışarıya uzanan Klasik Dönem Maya şehri Tikal’deki kalıntılar bu antik Amerika uygarlığının beklenmedik ölçü ve karmaşıklığını gözler önüne serdi.

Bilim insanlarının bildirdiğine göre, lazer tarama sayesinde antik Maya uygarlığının, hem altın çağı sırasında hem de öncesindeki, daha önce dikkat edilmeyen büyüklük ve karmaşıklığı gözler önüne serildi.

Uluslararası bir ekibin rapor ettiğine göre günümüz Guatemala’sının kuzeyinde yaşamış Mayalılar, Klasik Maya toplumunun yükselişinin en az yedi yüz yıl öncesinden başlayarak, birbiriyle bağıntılı şehirlerin de eşlik ettiği politik sistemlerin parçası olan şaşırtıcı derecede kapsamlı savunma yapıları ve yollar inşa etmişti. Maya şehirleri MS 250 ila 900 yılları arasına dayanıyor.

(Guatemala Ormanının Altında Maya ‘Megalopolis’i Ortaya Çıktı)

Kuzey Guatemala’nın 2016 yılında havadan lazerle taranması ve 2017’de kazı çalışmalarının yanı sıra yapılan harita temelli zemin etüdleri Antik Maya hakkındaki geleneksel çıkarımların yeniden gözden geçirilmesini zorundu kıldı. Güney Meksika’nın bir kısmını Orta Amerika’nın ise büyük bir bölümünü kapsayan Klasik Maya uygarlığının bir zamanlar, savaşçı krallar tarafından yönetilen görece küçük şehir devletlerinden oluştuğu fikrine geçtiğimiz on yılda artan bir şüphecilikle yaklaşıldı. Lazer teknolojisi, Klasik Maya dönemi faaliyetlerine dair izler taşıyan fakat ismi olmayan iki alanın yanı sıra, dönemin başlangıcının birkaç yüz yıl öncesinden Klasik dönemin sonlarına dayanan 10 maya şehrindeki orman ve bitki örtüsünü tarayarak bu senaryoyu ortadan kaldırdı.

Tulane Üniversitesi’nden arkeolog Francisco Estrada-Belli, “Bütün Maya şehirleri sandığımızdan daha büyük ve daha kalabalıktı” diyor. Estrada-Belli araştırmayı, yine Tulane’den arkeolog Marcello Canuto ve Ithaca College’dan Thomas Garrison’la birlikte yürütüyor.

Lidar (ışık saptama ve uzaklık tayin etmede kullanılan bir algılama yöntemi) aracıyla donanmış küçük bir uçak, Kuzey Guatemala’da 2144 kilometre kare boyunca zemin şekline ilişkin veri elde etmek için yüzeye lazer darbeleri gönderdi. Araştırmacılar Lidar’la saptanmış 60.000’i aşkın yapıya dayanarak, Klasik Maya döneminin sonlarına doğru Kuzey Guatemala’da minimum 7 ila 11 milyon insanın yaşamış olduğunu tahmin ediyor.

(Antik Mayalar Yüksek Miktarda Tuz Üretiyor ve Satıyordu)

Estrada-Belli, Lidar aracılığıyla alınan antik Maya dönemindeki kent ve kırsal altyapı görüntülerinin özellikle etkileyici olduğunu belirtiyor.Araştırmacıların bildirdiğine göre su kontrolü kritik önem taşıyordu. Kuzey Guatemala boyuncaki yerleşimsiz sulak alanların birçoğu bir zamanlar içinde tarım arazileri olan sistemler oluşturmuş çaprazlama kesişen drenaj kanallarının kalıntılarını barındırıyor. Kanallardan bazıları bir kilometre veya daha uzun bir mesafe boyunca uzanıyor. Taş seki ve alçak duvar kalıntıları ekim alanlarının birçoğunu çevreliyor.

Araştırmacılar, drenaj kanalları ve sekilerin su akışını kontrol ettiğini ayrıca yoğun şekilde ekilmiş tarlalardaki toprak erozyonunu hafiflettiğini belirtiyor. Estrada-Belli “Antik Mayalar çevrelerini oldukça iyi idare ediyorlardı” diyor.

Dikkatlice sulanmış tarih arazilerine ait kanıtlar, Klasik dönem merkezlerin toprak hasarı ve ormanlık araziyi yakarak tarla açma gibi faaliyetlerle elde edilen besinlere dayandığına dair olan yaygın fikri sarsıyor. Bazı araştırmacıların iddia ettiğine göre böylesi faaliyetler Maya uygarlığının çöküşüne yol açmıştı.

Sürdürülebilir ekim yöntemleri Antik Mayalar için standartlaşmış olsa da araştırmacılar en büyük Maya şehirlerinin yakınlarındaki ekilebilir arazilerin yerel nüfusa yeterli miktarda besin sağlayamadığını söylüyor. Ek besinin ortak politik ağa ait diğer alanlardan ithal edildiği düşünülüyor.

Lazer tarama, Maya şehirlerinin nüfus yoğunluğu açısından ciddi ölçüde çeşitlilik gösterdiğini ayrıca şehir merkezleri ve kırsal alanlar arasında nüfusu daha az bölgeler olduğunu ortaya çıkardı. Estrada-Belli’nin bildirdiğine göre alanların birçoğunda şaşırtıcı sayıda savunma yapıları bulunuyor. Stratejik olarak konumlandırılmış köprü, hendek, sur, taş duvar ve sekiler askeri çatışmaların sıklıkla yaşandığını işaret ediyor.

Böylesi çatışmalar, şehirleri politik olarak düzenlenmiş ağlar oluşturarak uzun mesafeli ilişkiler kurmaktan alı koymamıştı. Yükseltilmiş yol ve geçitler erken Maya şehirlerini yakınlardaki merkezlere bağlıyordu. Genişlikleri 10 ila 20 metreye kadar değişen bu geçitler 22 kilometre boyunca uzanabiliyordu. Daha sonraki Maya şehirlerinde ise daha çok kamu ve ritüel alanlarına giriş görevi üstlenen kısa geçitler bulunuyordu.

Yapılan yeni araştırma, daha önce Belize’nin batısındaki bir Klasik Maya şehri olan Caracol’da ve yakınlarında yapılan daha küçük ölçekli lidar incelemelerine eklemeler yapıyor. Bu araştırmayı Nevada Üniversitesi’nden arkeolog Arlen ve Diane Chase yapmıştı.

Arlen Chase, “Lidar’la elde edilen yeni veriler birbirine bağıntılı Maya şehirlerinin MÖ en az 300’e dayandığını gösterdi” diyor.

Estrada-Belli’nin ifade ettiğine göre gelecekte daha fazla Lidar temelli araştırma ve kazı yapılması planlanıyor. Yeni saptanmış geçitlerden bazıları Lidar taramalarının sınırlarını aşıyor bu da Guatemala ormanlarında Mayalara ait daha çok şey keşfedileceğinin bir işareti.


Science News. 27 Eylül 2018.

Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü mezunu. Arkeoloji ve özellikle sanat tarihini çok seviyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login