Isaac Newton’un Kayıp Simya Tarifi Yeniden Bulundu

Kurşunu altına çevirmek için yıllarını harcayan efsanevi fizikçi Newton simya macerasında, yeniden keşfedilen bu el yazmasını kullanmış olabilir.

Newton söz konusu tarifi Amerika doğumlu simyacı George Starkey’in bir metninden elle kopyalamış daha sonra kendi laboratuvar notlarını da arkasına karalamıştı.
C: Chemical Heritage Foundation

Efsanevi fizikçi Isaac Newton’ın yeniden keşfedilmiş el yazmasında belirtildiği gibi, birtakım gizemli malzemeleri belirli miktarlarda bir araya getirirseniz herhangi bir metali altına dönüştürme özelliğine sahip Felsefe Taşı’nı yapabilirsiniz.

Yıllarca özel bir koleksiyonda tutulmuş, 17. yüzyıla ait bu belge şu an, kâr amacı gütmeyen bağımsız bir kuruluş olan Kimyasal Miras Vakfı’nın elinde. Ekibin el yazmasını şubat ayında satın aldığı, şu an ise yazmadaki dijital imgeleri ve transkripsiyonları, Newton’un simya ile ilgili bu metin üzerinde yaptıklarını daha fazla insanın incelemesine fırsat vermek için online bir veri tabanına yüklemekle uğraştığı belirtiliyor.

Tarifte, Felsefe Taşı’nın ana malzemesi olarak görülen “sophick civa”sının nasıl yapıldığı şifreli olarak anlatılıyor. Taşın, kurşun gibi baz metalleri altın gibi değerli metallere dönüştürebileceğine inanılıyordu.

(Ünlü Ressam Caravaggio’yu Resim Yapmak Öldürmüş)

Newton’un sophick civası elde ettiğine dair kesin bir bilgi yok, ancak Indiana Üniversitesi’nden bilim tarihçisi William Newman’a göre el yazması, araştırmacıların Newton’un genellikle ciddi ölçüde şifrelendirilmiş simya tariflerini nasıl çözdüğünü anlamalarına yardımcı olabilir. Yazma ayrıca, modern fiziğin babası ve calculusun modern anlamdaki bulucusu sayılan Newton’un simyadan ve simyacılarla yaptığı iş birliklerinden büyük ölçüde etkilendiği vurguluyor.

Newton maddenin doğasını daha iyi açıklayabilmek için kadim bilgilerden yararlanmak ve muhtemelen köşeyi dönmek umuduyla hayatı boyunca simya hakkında sayfalarca yazı kaleme almıştı. Ancak, simya gerçek dışı ve güvenilmez işlemlerle dolu mistik bir sözdebilim olarak çoğu zaman dışlandığı için akademisyenler Newton ve simya arasındaki bağlantıyı uzun süre göz ardı etmişti.

Newton’un 1855 tarihli biyografisinde yazar “böylesine büyük bir deha”nın “bir aptalın ve düzenbazın işi olduğu bariz” bu uğraşı nasıl ciddiye aldığını sorguluyor. Sophick civası tarifi şu an yalnızca kısmen yenilenebiliyor zira Newton’un mezun olduğu okul, Cambridge Üniversitesi 1888’de Newton’un simya tariflerinin arşivleme fırsatını reddetmiş. Metinler 1936 yılında bir açık artırmada toplamda 9.000 İngiliz sterlininden fazla bir paraya satılmış. Bu metinlerin birçoğu özel koleksiyonlarda dolayısıyla araştırmalara tabi tutulamıyor.

Newman, “Newton’un simyası çok çok uzun yıllar dokunulmaz sanıldı” diyor. Fakat, Newman ve diğer tarihçiler artık simyacıları, malzemeleri üzerinde incelikle çalışmış, bin bir zorlukla kazandıkları bilgilerini korumak için tariflerini mitolojik sembollerle kodlayarak sayısız not tutmuş dikkatli teknisyenler olarak görüyor.

Hayat ağacı

Yeniden ortaya çıkarılmış bu tarif aslında diğer tariflerden farklı değil: Newton, daha çok Eireanus Philalethes (“gerçeğin uysal aşığı”) takma yazar adıyla bilinen, Amerika doğumlu 17. yüzyıl simyacısı George Starkey’in elyazmalarındaki ilginç bir metni kopyalamış.

Çağdaş araştırmacılar tarafından tercüme edildiğinde, Starkey’in sophick civası tarifinin civayı müteakip kereler distile etmeyi ve ardından altınla birlikte ısıtmayı kapsadığı görülüyor. Nihayetinde bu işlemle hassas, ağaç dalına benzer oluşumları olan bir alaşım elde ediliyor.

Starkey’in notlarından, çarpıcı biçimde ağaca benzer bu yapının ona sophick civasının böylelikle hayat bulduğunu, gücünü ve önemini ortaya koyduğunu düşündürdüğü anlaşılıyor. Ancak bu simyasal “ağacı” üretmiş olması bir kenara, Newton’un Starkey’in tarifindeki şifreleri doğru şekilde çözdüğüne dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.

(Leonardo Da Vinci’nin Yaşayan Akrabaları Bulundu)

Newman, belgenin asıl öneminin arkasında, Newton’un Felsefe Taşı yapma uğraşlarının büyük bir bölümünü kaplamış olan, kurşun cevherini simyasal olarak süblimleştirmeye dair kendi işlemini karaladığı yerde yattığını söylüyor.

Newman’a göre, Newton’un Starkey tarafından resmi olarak yayımlanışından yıllar önce ele geçirdiği bu tarif, Newton’un diğer simyacılarla kurduğu, optik ve ışığın doğası üzerine yaptığı çalışmaları etkilemiş olması muhtemel iş birliklerine dair daha fazla kanıt sunabilir. Simyasal öğretiler, Newton’un beyaz ışığın farklı renklerin birleşiminden oluştuğuna dair çığır açan buluşuna ilham kaynağı olmuş olabilir.

Newman, “Bileşimlerin kendilerini meydana getiren bileşenlerine ayrılabileceği ve bu bileşenlerin daha sonra tekrar bir araya getirilebileceğini ilk fark eden simyacılardı. Newton bu durumu beyaz ışığa uyarladı, böylelikle beyaz ışık bileşenleri olan farklı renklere ayrılabiliyor, bu renkler birleştirildiğinde ise beyaz ışık ortaya çıkıyordu. Bu simyanın Newton’a kazandırdığı bir şey.” diyor.

Bu noktada, eğer simyacı Newton olmasaydı fizikçi Newton’un en ünlü keşiflerinden bazılarının hiç var olmayacağını söylemek doğru olabilir.


National Geographic. 4 Nisan 2016.

Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü mezunu. Arkeoloji ve özellikle sanat tarihini çok seviyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login