İnsan Türlerinin Beyinlerinin Büyüklüğü Önemli Değil

Homo Naledi’nin insanımsı özelliklere sahip beyni, fosillerdeki beyin izlerini araştıran araştırmacıları şaşırtıyor.

Homo Naledi’ye ait kafatasları, iç yüzeyinde beyne ait izler taşıyor. İnsan beyni boyutunun sadece üçte biri kadar, her şeye rağmen şaşırtıcı derecede insanımsı özellikler taşıyor. C: John Hawks

Yakın zamanda keşfedilen bir tür olan Homo Naledi’nin ufak bir beyni olabilir ancak bu beynin güçlü bir etkisi vardı.

Ralph Holloway ve meslektaşları tarafından yayınlanan yeni araştırmada bu türün kafatasları üzerindeki beynin izlerini inceliyor. Araştırma Homo naledi’nin küçük beyninin insansı şeklini aydınlatarak, fosilleri inceleyen bilim insanlarını şaşırtıyor. Bu bulgular, insan beyninin daha büyük ve karmaşık bir yapı olmaya karşı kaçınılmaz adımları hakkındaki uzun süredir devam eden inancı daha da sorgulatıyor.

Profesör Lee Berger ve ekibi tarafından 2013 yılında Cradle of Humankind (insanlığın beşiği) denilen bölgedeki Rising Star mağaralarında bulunan Homo naledi fosilleri, şimdiye kadar yapılan en büyük ve 21. yüzyılın en önemli hominid keşiflerinden biriydi.

(Homo Naledi Küçük Ama Karmaşık Bir Beyne Sahipti)

2017 yılında jeologlar bu türün Afrika’nın güneyinde 335.000 ile 236.000 yıl kadar önce var olduğunu gösterdi. Bu zaman aralığı modern insanların Afrika’da ilk ortaya çıktığı zamanlara denk geliyor. Bu zaman aralığında Afrika’da sadece bir türün (Homo sapiens) olduğunu düşünen bilim insanları için bir soru işaretiydi. Bu tür, beyinleri üç kat daha büyük olan diğerleriyle beraber yaşamayı nasıl başarmıştı? Yapılan yeni çalışma boyutundansa beynin şeklinin ve yapısının Homo naledi türünün davranışlarını yansıttığını ileri sürüyor.

Araştırmacılar kafatası parçaları içeren bir koleksiyondan, en az beş yetişkin Homo naledi bireylerinden beyin şekillerini bir araya getirdi. Parçalardan biri açık bir şekilde beynin sol ön lobunun yüzeyindeki beynin kıvrımlı yapısının izini taşıyordu. Araştırmanın baş yazarı Ralph Holloway, “Bu bütün kariyerim boyunca beklediğim kafatası.” diyor.

Homo naledi’nin ön lob anatomisi insanlarınkine benzerdi ve büyük insansı maymunlardan oldukça farklıydı. Naledi yalnız değildi. Türün diğer üyeleri Homo erectus’tan Homo habilis ve küçük beyinli hobbitlere yani Homo floresiensis’lere kadar, günümüzdeki insanlarla aynı zamanda ön lobun özelliklerini paylaşıyor.

(Gizemli İnsan Türü Homo naledi Eşsiz Bir Diyete Sahipti)

Fakat önceki insan akrabalarıyla (Australopithecus africanus gibi) beynin bu bölgesinde daha çok maymunlarınkine benzer şekillere sahipti. Bu Homo cinsiyle beraber beynin bu bölgesinde işlevsel değişimlerin olduğunu ileri sürüyor. Ortak yazarlardan Shawn Hurst “Homo naledi’nin dili veya iletişimi hakkında kafa yormak için çok erken, fakat günümüz insan dili, beynin bu bölgesine dayanıyor.” diyor.

Australopithecus gibi diğer ilkel homininlere kıyasla naledi’de beynin arka bölgesi aynı zamanda insanlarınkine benzer değişiklikler gösterdi. İnsan beyinleri genelde sol beynin sağa göre önde olması ile asimetriktir. Araştırma grubu tamamlanmış bir naledi kafatasında bu asimetrinin izlerini buldu. Aynı zamanda korteksin arkasında beynin görsel bölgesinde, başka bir insansı özellik olan şempanzelerdekine göre naledi’lerde çok daha küçük olduğuna dair ipuçları buldular.

Homo naledi’nin küçük beyinleri insan beyninin boyutunun evrimi hakkında yeni soruları ortaya çıkarıyor. Büyük beyinlerin insan atalarında olmasının bir bedeli vardı ve bazı türler bu bedeli zengin beslenme, avcı ve toplayıcılık ve daha uzun çocukluk dönemiyle ödemiş olabilirler. Fakat bu senaryo alet yapımı için uygun ellere, uzun bacaklara, insanımsı ayaklara ve yüksek kaliteli beslenmeyi gösteren dişlere sahip Homo naledi için olmamış gibi görünüyor.

John Hawks’a göre “Naledi’nin beyni iki milyon yıl önceden olan Homo habilis’in beyni gibi olduğu tahmininde bulunabilirsin. Fakat, habilis naledi’ninki kadar küçük bir beyine sahip değildi.”

İnsana benzer beyin organizasyonu, naledi beyninin daha küçük bir boyuta sahip olmasına rağmen bazı davranışları insanlarla paylaştığı anlamına gelebilir. Ortak çalışma yazarlarından Lee Berger, naledi’nin küçük ama karmaşık beyninin farkına varılmasının Afrika arkeolojisi çalışmaları üzerinde de çok önemli bir etkide bulanacağını ileri sürüyor. “Arkeologlar karmaşık taş alet endüstrisinin modern insanlar tarafından yapıldığını kabul etmekte aceleci davranmış olabilirler. Naledi’nin Güney Afrikada bulunmasıyla (Orta Taş Çağı endüstrisinin ortaya çıktığı aynı zaman ve yerde) belki bunca zamandır hikayeyi yanlış bildiğimizi fark edeceğiz.”


Science Daily. 14 Mayıs 2018.

Makale: Holloway, R. L., Hurst, S. D., Garvin, H. M., Schoenemann, P. T., Vanti, W. B., Berger, L. R., & Hawks, J. (2018). Endocast morphology of Homo naledi from the Dinaledi Chamber, South Africa. Proceedings of the National Academy of Sciences, 115(22), 5738-5743.

Marmara Üniversitesi Eczacılık bölümü öğrencisi, arkeolojiye küçük yaşlardan beri ilgi duyuyor.