Etiyopya’da 2.8 Milyon Yıllık En Eski İnsan Bulundu

Bilim insanları, en erken insanlardan birinin çene kemiğini bulduklarını açıkladı. 2.8 milyon yıllık çene kemiği, insanların ortaya çıktığı düşünülen tarihi 400.000 yıl önceye çekiyor. Etiyopya’daki keşif, insan türünün ağaçta yaşamaktan, ayakları üzerinde dik yürümeye geçişinde iklim değişikliğinin etkisi olduğunu düşündürüyor. Araştırma ekibi, keşfin “insan evrimindeki en önemli geçişler” hakkında ilk fikirleri verdiğini belirtti.

fotoğraf: Kaye Reed

Las Vegas’taki Nevada Üniversitesi’nden Profesör Brian Villmoare, yeni keşfin 1974 yılında aynı bölgede bulunan “Lucy” isimli, 3.2 milyon yıllık ikonik hominin ile açıkça bağlantılı olduğunu söyledi.

Fakat 3.2 milyon yıllık “Lucy” bir insansı olmasına rağmen, insan değildi, yani “Homo” cinsine mensup değildi. Yeni keşif bu türe mensup en erken Homo oldu.

Peki o zaman, bir Australopithecus afarensis olan Lucy’nin türü, ilk ilkel insanlara evrilmiş olabilir mi? Prof Villmoare öyle olduğunu düşünüyor.

Fakat Lucy’nin yaşadığı zaman ile, 2 milyon yıl önce Homo erectus’un ortaya çıktığı zaman arasındaki fosil kayıtları oldukça seyrek. Homo erectus, kendinden öncekilere göre daha büyük bir beyine ve insansı vücut oranlarına sahipti.

2.8 milyon yıllık ” LD350-1″ kod adlı alt çene, Afar’da Ledi-Geraru araştırma alanında, Etiyopyalı öğrenci Chalachew Seeyoum tarafından bulundu. Seeyoum BBC’ye, fosili gördüğünde afalladığını anlattı : “Onu bulduğum anda önemli olduğunu anladım çünkü Doğu Afrika’dan bu zaman dönemine ait çok az insan fosili var.” Seeyoum Ocak 2013’te bir tepeye tırmanırken, önce bir tek kırık diş görmüş ve çevreyi araştırıdığında diğer dişleri ve yarım bir alt çeneyi bulmuş.

Fosil, beş dişle birlikte alt çenenin sol kısmından oluşuyor. Çenedeki arka azıdişleri, bölgede yaşayan diğer homininlere göre daha küçük. Profesör William Kimbel’in söylediğine göre bu küçüklük, insanları daha ilkel atalardan ayıran bir özellik.

Daha önce Homo cinsine atfedilen en eski fosil, Hadar- Etiyopya’da bulunan 2.35 milyon yıllık bir üst çeneydi. Kimbel, “Bu yeni keşif, insan soyunu 400.000 yıl kadar daha eskiye taşıyor, bu da insanın olası insan-öncesi atasına çok yakın bir tarih. Ledi Çenesi’nde ilkel ve gelişmiş özelliklerin bir karışımı görülüyor. Bu nedenle bu yeni fosil, Lucy ve daha sonraki insanlar arasında iyi ve uygun bir geçiş formuna sahip” diyor.

Ledi-Geraru arkeolojik alanı

Ledi Çenesi, mensubu olduğumuz evrimsel grubun 2.8 milyon yıl kadar geriye gittiğini gösteriyor, ve bu yüzden ikonik bir fosil olacağı düşünülüyor. Fakat fosilin bir çok soruya cevap getirmediği de bir başka gerçek.

Ledi Çenesi, insan özelliklerine doğru en erken adımı gösteriyor, fakat ne kadar insan olduğunu söylemek için yarım bir çene kemiğinden fazlası gerekiyor. Bu çenenin, Homo sapiens’e, yani bize yol açan bir tür olup olmadığını bilmek de imkansız.

Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden Profesör Chris Stringer, “İnsansı karakterlerin paralel kökenleri olması da bir olasılık” diyor. Bu da yaklaşık 2 milyon yıl önce Afrika’da birkaç farklı insan türünün aynı anda yaşadığı anlamına gelebilir. Bu türlerden sadece biri hayatta kalıp, bizim türümüze evrilmiş olabilir. Sanki doğa, bir tanesi başarılı olana kadar, aynı evrimsel  yapının farklı versiyonlarını deniyormuş gibi.

Ledi Geraru arkeolojik alanı

 

Profesör Stringer “Bu yeni araştırmalar, erken insanların daha önce sandığımızdan çok daha kompleks bir resmi olduğunu ortaya çıkarıyor, ve bizi,  insanın olmanın ne anlama geldiğini yeniden düşünmeye teşvik ediyor. Biz insanlar, küçük diş ve çenemizle, büyük beynimizle, uzun bacaklarımızla, alet yapmamızla mı tanımlanıyoruz, yoksa bu özelliklerin bir kombinasyonuyla mı?” diye ekliyor.

Ledi Çenesi, Homo habilis’in atası mı?

Ledi araştırması sürerken, aynı zamanlarda Paleontolog Fred Spoor, 1960larda bulunan 1.8 milyon yıllık bir fosili inceliyordu (Johnny’s Child fosili). Spoor da, Ledi çenesinin ortaya çıkardığına benzer sonuçlara vardı.

1.8 milyon yıllık  Johnny’s child fosili (Johnny’nin çocuğu), bulunduktan sonra yeni bir tür ilan edilmişti: Homo habilis. Kaç farklı insan türünün dünya üzerinde varolduğunu araştıran Spoor, bu amaçla Homo habilis kafatasının bir 3 boyutlu modelini çıkardı.

Bu 3 boyutlu model, araştırmacıları şaşırtarak insan evrimi konusunda yeniden düşünmeye teşvik etti. Çünkü Homo habilis’in potansiyel atası olduğu düşünülen 2.35 milyon yıllık Hadar üst çenesinin bu modele uymadığı fark edildi.

1.8 milyon yıllık Homo habilis kafatasının 3 boyutlu rekonstrüksiyonu (Johnny’s child fosili) (rekonstrüksiyon: Phillip Gunz, Simon Neubauer, Fred Spoor)

Çok daha eski olan (yarım milyon yıl kadar) Hadar üst çenesi , modern insan çenesine daha yakın bir şekle sahipti. Yani 1.8 milyon yıllık Homo habilis ve 2.35 milyon yıllık Homo üyesi Hadar çenesi, soyacağının farklı dallarına mensup olmalı. Spoor’un araştırması en az üç farklı tür Homo olduğunu düşündürüyor.

Ledi çenesinin ise, Hadar çenesinin değil, belki de bu 1.8 milyon yıllık Johnny’s child isimli Homo habilis çenesinin atası olabileceği düşünülüyor.

Fakat Kimbel ve meslekdaşları, Ledi çenesini şu anda hiçbir türle bağdaştırmamak konusunda oldukça dikkatli davranıyor. Sonuç olarak bulunan sadece tek bir, hatta yarım bir çene kemiği.

İklim Değişikliği Evrimi Etkilemiş Olabilir

Ledi çenesinin tarihlendirilmesi, insan evrimiyle ilgili en önemli sorulardan birini cevaplamaya yardım edebilir: İlkel atalarımızın ağaçlardan inip yerde yaşamaya başlamasına neden olan neydi?

Science dergisindeki başka bir araştırma, iklim değişikliğinin bir faktör olabileceğini öne sürüyor. Bölgedeki fosilleşmiş bitki ve hayvan kayıtları, bölgenin daha önce bereketli bir orman olduğunu, sonradan kuru çayırlara dönüştüğünü ortaya çıkardı.

Ağaçlar engin ovalara dönüşürken, insansı primatlar da yeni çevre koşullarına göre yaşamanın yeni yollarını buldular: daha büyük bir beyin geliştirdiler, ve aletler kullanarak büyük diş ve çeneye olan ihtiyaçlarını azalttılar.

Ledi Geraru düzlükleri

 

Kaynaklar: BBC, The Smithsonian Mag, anthropology.net

Robert Kolej’de okuduktan sonra, Kanada-McGill Üniversitesi’nde Antropoloji ve Klasik Tarih bölümlerini bitirdi. Koç Üniversitesi’nde Tarihöncesi Arkeoloji alanında yüksek lisans yaptı. 2015-2017 yılları arasında İstanbul’daki Pera Müzesi’nde koleksiyon sorumlusu olarak görev yaptı. Şu anda A.B.D.’deki Notre Dame Üniversitesi’nde doktora yapıyor.