Ekonomik Eşitsizlik Tarımla Birlikte Avrasya’da Başladı

Yeni bir araştırmaya göre, ekonomik eşitsizlikler Eski Dünya’da başladı: Topluluklar, muhtemelen koşum hayvanları kullanmaları nedeniyle Yeni Dünya’daki toplumlardan daha az eşit olma eğilimindeydi.

Sığır ve diğer çiftlik hayvanları, Antik Mısır da dahil olmak üzere Eski Dünya toplumlarında eşitsizliği artırıyordu. F: Wikimedia Commons

Günümüzde, dünya nüfusunun sadece %2’si, tüm zenginliğin yarısından fazlasına sahip. Süper zenginlerin bu yükselişiyle birlikte, ekonomistler, politikacılar ve vatandaşlar, toplumların, bu ekonomik eşitsizliği ne kadar daha kabul edebileceğini ya da etmesi gerektiğini merak ediyor.

Ancak ekonomik eşitsizliği kökeni çok daha geriye gidiyor. Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ekonomik eşitsizlikler Eski Dünya’da başladı: Topluluklar, muhtemelen koşum hayvanları kullanmaları nedeniyle Yeni Dünya’daki toplumlardan daha az eşit olma eğilimindeydi.

Sonuçları çarpıcı olarak yorumlayan Stanford Üniversitesi’nden tarihçi Walter Scheidel, “Kimse daha önce bunu yapmaya çalışmadı. Geniş bir açıdan bakıp, Eski Dünya ile Yeni Dünya arasında önemli farklılıklar olup olmadığı araştırılmadı.”

Aynı şekilde çarpıcı olarak; incelenen her antik toplum, ABD’nin bugünkü halinden çok daha eşitti.



Ev boyutlarına göre zenginlik ölçüsü

Çoğu modern öncesi kültür için ayrıntılı ekonomik kayıtlar mevcut değil, bu nedenle araştırmanın yazarları, yalnızca arkeolojik alanlardaki zenginliği değil, toplumları karşılaştırmak için de bir yola ihtiyaç duyuyordu.

Araştırmayı Tim Kohler ile birlikte yürüten arkeolog Michael Smith, “Karşılaştırmalı analizleri doğru bir şekilde yapmak için her şeyi aynı çerçeveye almanız gerekir.” diyor. Bunun için araştırmacılar, bugüne kadar birçok arkeoloğun da ölçtüğü bir veri olan ev boyutlarında karar kıldılar.

(Neolitik Toplumların Eşitlikçi Değildi)

Ekip, Kuzey Amerika ve Avrasya’da, MÖ 8000 ila MS 1750 yılları arasına tarihlenen 62 arkeolojik yerleşimden veri toplayabilmek adına dünyanın çeşitli yerlerinde çalışan arkeologlarla işbirliği yaptı. Araştırmaya aynı zamanda Afrika’da modern bir avcı toplayıcı grup olan Kung San kabilesi de dahil edildi.

Ev boyutlarının dağılımından yola çıkarak, her arkeolojik yerleşimin standart eşitsizlik ölçüsü olan Gini katsayısını hesapladılar.

Gini katsayısı, her insanın tam olarak aynı miktarda zenginliğe sahip olduğunu gösteren ‘sıfır’dan başlayarak, tek bir insanın tüm zenginliğe sahip olduğunu gösteren ‘bir’e kadar bir aralığa sahip.

Avcı toplayıcı gruplarda genellikle zenginlik farkı çok azdı. Göçer olmaları, zenginlik kazanmalarını zorlaştırıyordu. F: Rafal Cichawa / Fotolia

Tarımdan sonra eşitsizlik başladı

Araştırmacılar, toplumların avcılık ve toplayıcılıktan çiftçiliğe geçişmesiyle, eşitsizlik oranının kademeli olarak artma eğiliminde olduğunu buldu ve bu sonuçlar, tarımın toplumsal hiyerarşileri nasıl artırdığına dair uzun süredir devam eden hipotezleri destekliyor.

Her bölgede, bitkilerin evcilleştirilmesinden yaklaşık 2500 yıl sonra, hem Eski Dünya’da, hem de Yeni Dünya’da ortalama eşitsizlik, yaklaşık 0.35’lik bir Gini katsayısı etrafında toplanmıştı.

Daha sonrasında bu sayı, Kuzey ve Orta Amerika’da aşağı yukarı sabit kalmıştı. Ancak Ortadoğu’da, Çin’de, Avrupa’da ve Mısır’da, zaman içinde yükselmeye devam etti. Ekonomik eşitsizlik, Antik Roma’daki Pompeii’de ve Antik Mısır’daki Kahun’da tarımın başlamasından yaklaşık 6000 yıl sonra, ortalama 0.6 ortalama Gini katsayısı ile zirve noktasına ulaştı.

(Cinsiyet Eşitsizliği Tarım ile Beraber Ortaya Çıktı)

Bu sayılar, günümüzdeki ABD ve Çin’de görülen ekonomik eşitsizliğin yine de çok altında. 2008 yılında ABD ve Çin’de yürütülen araştırmalara göre, modern ABD’de Gini katsayısı 0.8 iken, Çin’de ise 0.73 sularında.

Araştırmacılar, evcilleştirilmiş hayvanların, Yeni Dünya ile Eski dünya arasında ortaya çıkan farkları açıklayabileceğini öneriyor: Kuzey ve Orta Amerika’daki toplumlar insan emeğine dayanırken, Eski Dünya’daki toplumlar tarlalarını sığırlara ve öküzlere sürdürüyor, malları ve insanları taşımak için atları kullanıyordu.

Hayvancılık, gelecekte yapılacak işlemler bir yatırım değerindeydi; daha fazla arazide bitki yetiştirme ve gıda fazlalıklarını stoklama imkanı sağladı, ayrıca devasa toprakları kontrol altına almak için ticaret karavanları ve ordular kuruldu.

Kohler, “Günümüzdeki toplumlarda insanların nasıl zengin olduğunu düşünün. Mevcut servetlerini gelecekteki gelirleriyle ilişkilendirecek akıllı yollar buluyorlar.” diyor. Dolayısıyla o dönemlerde arazi ve hayvancılık gelecek nesillere aktarılabildiğinden, bazı aileler zamanla daha da zenginleştiler.

Tüm yerleşimlerin zenginliği ölçülmeli

Arkeolog Brian Hayden, arkeolojik yerleşimler için Gini katsayılarının hesaplanmasının standart bir uygulama olması gerektiğini söylüyor ve koşum hayvanlarının, doğal kaynakları miras olarak aktarılan zenginliğe dönüştürmenin tek yolu olmadığını belirtiyor.

Hayden, Kanada’daki British Columbia’da, 2500 ila 1100 yıl öncesine tarihlenen, çapları 20 metreye kadar olan evler kazdı ve buradaki Gini katsayısını 0.38 olarak hesapladı. Hayden, buradaki bazı ailelelerin, sombalığı üreticiliğinde nesiller boyunca tekelleştiğini ve bu avcı toplayıcı toplumun, diğerlerine göre daha az eşit olmasına neden olduklarını düşünüyor.

(Amerika’daki Bazı Erken Toplumlar Demokratik Bir Yapıya Sahipti)

Hayden, “Balıkçılık alanlarının miras yoluyla aktarılması, tam olarak arazinin, sığırların veya başka herhangi bir şeyin miras yoluyla bırakılması gibidir.” diyor. Hayden aynı zamanda, Güney Amerika’daki And Dağları’nda yaşamış ve buralarda lama ve alpaka gibi hayvanları evcilleştirerek geniş toprakları kontrol etmiş Moche ve İnka uygarlıklarının da verilerinin çıkarılması gerektiğini düşünüyor.

Ekonomist Peter Lindert, arkeolojik yerleşimlerde zenginlik ölçütünün belirlenmesi için ev boyutlarına bakılmasını “zekice” olarak yorumluyor fakat arkeolog Melissa Vogel, inşaat malzemelerinin kalitesi gibi bazı faktörlerin analizleri zorlaştıracağına dikkat çekiyor: “Bu şekilde daha büyük karşılaştırmalar yapmaya çalışmak harika. Ama bazı gerçek sınırlamalar var.”

Gini katsayısı 0.12 olarak hesaplanan Meksika’daki Teotihuacan toplumu üzerine çalışmalar yürüten arkeolog David Carballo, bu tür basitleştirmelerin, eşitsizliklerin uzun ve farklı bir kaydını ölçebilmek için ödenmesi gereken bir bedel olarak düşünüyor.

Kohler ve Smith, dünyanın çeşitli yerlerinde çalışan diğer arkeologların da çalıştıkları yerlerde Gini katsayısını hesaplamasını umuyor.


Science Magazine. 15 Kasım 2017.

Makale: Timothy A. Kohler, Michael E. Smith et all. 2017. Greater post-Neolithic wealth disparities in Eurasia than in North America and Mesoamerica. Nature.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login