Bizi “Şişman Primatlar” Yapan Ne?

DNA paketlenmesindeki değişimler, vücudumuzun “kötü” yağı “iyi” yağa çevirme becerisini engelledi.

Lezzetinden vazgeçemediğimiz abur cuburlar, bir türlü başlanamayan spor, hareketsiz yaşam. Fazla kiloların sorumlusu çok! Ancak obezite modern dünyanın salgın hastalığı olmadan çok önce, bizi şişmanlatan bir faktör daha vardı. Evrim!

 Duke Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Duke Swain-Lenz, “Biz insanlar, şişman primatlarız” diyor.

İnsanların şempanzelerden daha tombul olması yeni tanımlanan bir gerçek değil, ancak elde edilen yeni kanıtlar durumun neden böyle olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.

(Primat Atalarının Aksine İnsanlarda Neden Penis Kemiği Yok?)

Swain-Lenz ve meslektaşlarının saptadığına göre neredeyse özdeş DNA dizilimine sahip şempanze ve erken insanlar DNA’nın yağ hücrelerinde paketlenişinde kritik değişimler yaşadı. Bu değişimlerse insan vücudunun kalori depolayan “kötü” yağı, kalori yakan “iyi” yağa çevirme becerisini azalttı.

En yakın hayvan akrabalarımızla karşılaştırıldığında, belirgin six-pack kasları ve hava basılmışcasına şişkin kol kasları olan insanlarda bile önemli ölçüde bir yağ oranı bulunuyor. Diğer primatlarda vücut yağ oranı %9’dan azken, sağlıklı kabul edilen insanlar için bu oran %14 ila % 31 arasında seyrediyor.     

Swain-Lenz ve biyolog Greg Wray başkanlığındaki ekip nasıl şişman primatlar haline geldiğimizi anlayabilmek için insanlardan, şempanzelerden ve daha uzak bir akraba olan rhesus maymunlarından yağ örnekleri alıp karşılaştırdı. Yağ hücrelerindeki DNA’nın paketlenişindeki farklılıkların saptanması için ATAC-seq  yöntemi kullanılarak her türün genomu tarandı.

Normal şartlarda, bir hücre içindeki DNA’nın çoğu sarmallar ve ilmekler halinde yoğunlaştırılıyor ve sıkıca proteinlerin etrafına bağlanıyor öyle ki yalnızca belirli DNA bölgeleri genleri açıp kapatan hücresel mekanizmaya erişebilecek kadar gevşek şekilde paketleniyor.    

Araştırmacılar şempanze ve makaklarda,  kabaca 780 erişilebilir DNA bölgesi saptadı, bu bölgelerin insanlarda daha sıkı bağlanmış durumda olduğu bildirildi. Söz konusu bölgeleri detaylıca inceleyen ekip, yağı bir hücre türünden diğerine çevirmeye yardımcı, yinelenen bir DNA parçası saptadı.  

Her yağın aynı yaratılmadığını belirten Swain-Lenz, yağların büyük bir çoğunluğunun kalori depolayan beyaz yağdan oluştuğunu söylüyor. Biftek üzerinde mermere benzer desenler oluşturan beyaz çizgiler ve belimizin etrafında birikip can sıkan yağ işte tam da bu yağ. Beyaz yağın dışında, bej yağ ve kahverengi yağ olarak isimlendirilen yağ hücreleri de bulunuyor.Bu hücreler ısı üretmek ve bizi sıcak tutmak için kalori depolamaktan ziyade kalori yakıyor.  

Araştırmacılara göre diğer primatlara kıyasla şişman oluşumuzun nedenlerinden biri de beyaz yağı kahverengi yağa çevirmeye yardımcı genom bölgelerinin şempanzelerde değil ancak insanlarda etkisiz olması.

Durumu, “Yağ hücrelerini bej veya kahverengi yağa çevirme becerimizin bir kısmını kaybetmiş, hatta beyaz yağa yapışıp kalmışız” diyerek açıklayan Swain-Lenz, insanları soğuk havaya maruz bırakmak gibi şeyler yaparak vücuttaki sınırlı kahverengi yağı aktive etmenin mümkün olduğunu, ancak bunun için çalışılması gerektiğini söylüyor.

Tıpkı şempanzeler gibi insanlar da yaşamsal organlarını sarmalamak, soğuğu yalıtmak ve açlıktan korunmak için yağa ihtiyaç duyuyor.  Ancak araştırmacılara göre erken insanlar bunlardan başka bir sebep, diğer bir deyişle büyüyen, aç beyinlerimize yakıt olacak için ek bir enerji deposu sağlamak için tombullaşma ihtiyacı duymuş olabilir.

İnsanlar ve şempanzelerin ayrıldığı altı ila sekiz milyon yıl içerisinde, insan beyni üç kat büyüklüğe ulaştı, şempanzelerin beyninde ise herhangi bir hareket olmadı.

İnsan beyni vücuttaki diğer herhangi bir dokudan daha fazla enerji tüketiyor. Yağ hücrelerini kalori yakan kahverengi yağdan ziyade kalori depolayan beyaz yağa çevirmek hayatta kalma konusunda atalarımıza bir avantaj sağlamıştı.

Kahverengi yağ hücrelerinin kalori yakma özelliği yüzünden birçok araştırmacı, vücudumuzun beyaz yağı bej veya kahverengi yağa dönüştürme becerisini geliştirmenin zayıflamayı kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağını anlamaya çalışıyor.

Swain-Lenz, primatlar arasında saptanan farklılıkların-şu an değil ancak-gelecekte obez hastalara yardımcı olabileceğini belirtiyor.


Science Daily. 26 Haziran 2019.

Makale: Lenz, D. S. S., Berrio, A., Saffi, A., Crawford, G. E., & Wray, G. (2019). Comparative analyses of chromatin landscape in white adipose tissue suggest humans may have less beigeing potential than other primates. bioRxiv, 524868.

Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü mezunu. Arkeoloji ve özellikle sanat tarihini çok seviyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login