Baltık Avcı Toplayıcılar Göçten Etkilenmeden Tarıma Başladı

Antik DNA analizlerine göre, Yakın Doğu’dan gelen çiftçiler Avrupa’daki diğer yerlerin aksine Baltık bölgesindeki avcı-toplayıcı popülasyonlarını etkileyemedi. Bu araştırma, Hint-Avrupa dil ailesinin alt grubu olan Baltık-Slav dilinin Doğu’daki steplerden geldiğini ileri sürüyor.

Levantlı çiftçilerin Orta ve Batı Avrupa’dakilerin aksine Baltık bölgesindeki avcı-toplayıcılara bir katkısı olmadı. F: Sergey Kamshylin

Yeni bir araştırma, Baltık avcı-toplayıcılarının Orta ve Batı Avrupa’nın geri kalanında yaşananın aksine, Orta Doğu tarımcılarının erken dönem göçlerinden etkilenmediklerini gösteriyor. Bunun yerine, bu insanlar, çiftçilik ve çanak çömlek bilgilerini büyük ihtimalle genler aracılığıyla değil de, diğer toplumlar arası kültür ve fikir paylaşımı yaparak kazandı.

Bilim insanları, Letonya ve Ukrayna’da bulunan ve 8,000 ila 5,000 yıllık arkeolojik kalıntılardan antik DNA ayrıştırabildi. Bu örnekler, Avrupa’da insanların göçebe avcı toplayıcılıktan yerleşik bir yaşam türü olan ve yiyecek üretimine dayalı tarıma geçişlerinin başlangıcı olarak kabul edilen Neolitik dönemi kapsıyor.

Daha önceki araştırmalar sayesinde Levant’tan (Yakın Doğu) gelen çok sayıda erken dönem çiftçilerinin (toprak işleme ve çömlekçilik gibi teknolojik yeniliklerin getirdiği başarı ile) Neolitik dönemin sonlarına doğru Avrupa’ya yayıldığını ve avcı toplayıcı topluluklarının yerine geçtiklerini biliyoruz.

Fakat, Current Biology dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma gösteriyor ki, Levantlı çiftçilerin Orta ve Batı Avrupa’da yaptığı gibi Baltık avcı toplayıcılarına bir katkısı olmamış. Bilim insanlarından oluşan araştırma grubu, Baltık avcı toplayıcıların bu becerileri yabancılarla iletişim ve kültürel değişim aracılığıyla edindiklerini söylüyor.

Bulgular, ‘Neolitik Paket’e ilişkin tartışmalara neden oluyor. Neolitik paket, Avrupa’da çiftlik hayvanı evcilleştirilmesi, tahılların işlenmesi, çanak çömlek gibi insan yaşamında devrim yaratan teknolojilerin bütünü.

Antik DNA çalışmalarındaki gelişmeler bu paketin, göç ve melezlenme ile Orta ve Batı Avrupa’ya yayıldığını ortaya çıkardı. Bu da Levantlı ve daha sonraki Anadolulu çiftçilerin, avcı-toplayıcılarla karıştığı ve onların yerini aldığı anlamına geliyor.

Fakat yeni çalışmalar, göçün Avrupa üzerindeki bu hayat tarzı için “evrensel faktör” olmadığı yönünde. Yapılan analizler, Baltık bölgesindeki insanların genetiğinin, Neolitik dönem boyunca avcı toplayıcılarla aynı kalmasına rağmen, ‘paket’te bulunan teknolojilerin yavaş da olsa geliştiğini gösteriyor.

Cambridge Üniversitesi’nde yapılan çalışmalardan birinde baş yazar Andrea Manica, “Neredeyse şu ana kadar yapılan bütün antik DNA çalışmaları, tarımcılık gibi teknolojilerin göç eden ve yeni bölgelere yerleşen insanlar aracılığıyla yayıldığını gösteriyor. ” diyor.

Manica, “Fakat, Baltık bölgesinde çok farklı bir manzarayla karşılaştık. Levant ve Anadolu’dan gelerek tarımı Avrupa üzerinde yayan çiftçilerin genetik izine rastlamadık. Sonuçlar, yerli avcı toplayıcıların Neolitik yaşam tarzlarını dış toplumların içlerine yerleşmesi ile değil, ticaret ve iletişim aracılığıyla edindiklerini gösteriyor. Avrupa tarih öncesinde göç, teknolojinin kazanımı için tek yöntem değil.”

Dizilimi yapılan genomlar, Levantlı çiftçilerinin etkisine dair bir iz bulunmadığını gösterirken, Letonyalı bir örnek, dışarıdan gelen genetik farklılığı ortaya çıkardı. Araştırmacılar bunun sebebinin Pontik steplerinden gelen göç yüzünden olabileceğini söylüyor. Tarihler (7,000- 5,000 yıl önce), daha önceki araştırmaların en eski Slav dili hakkındaki tahminleri ile uyuşuyor.

Trinity College Dublin ve Cambridge Üniversitesi’nden çalışmanın başındaki araştırmacı Eppie Jones, “Dünyada en çok konuşulan dil ailesi olan Hint-Avrupa dillerinin yayılmasına dair başlıca iki teori var. Bir tanesi Anadolu’dan tarımcılar aracılığıyla gelmeleri; diğeri ise steplerde gelişip, Bronz çağın başında yayılmaları.” diyor.

“Çiftçilerle bağlantılı hiçbir genetik veri görmüyoruz. Fakat Hint-Avrupa dil ailesinden Baltık-Slav alt grubunun Doğu bozkırlarından geldiğini gösteren bozkırlarla bağlantılı verimiz var ve bu da daha geç dönemdeki Bronz çağ at sürücülerinin göç ettiklerini gösteriyor.”

Araştırmalar, göçle gelen ve Avrupa’nın büyük bir kısmını aniden etkisi altına alan bir “paketten” ziyade, Baltık bölgesi arkeolojisinde görülen zaman ölçekleri, Avrupa’nın geri kalanında Neolitik teknolojinin uzun süreli ve yavaşça kabul edildiğini gösteriyor.

Andrea Manica, “Baltık bölgesi genetik sürekliliğe dair kanıtlarımız, Neolitik teknolojilerin uzun süren kabul edilişini gösteren arkeolojik verilerle uyum içinde olduğundan ırkların birbirine karışmasından bağımsız bir şekilde tarımsal toplumlar ile ticaret ağının kurulduğunu gösteriyor.” diyor.

“Baltık avcı toplayıcıları iletişim ve ticaretin kültürel difüzyonu ile Neolitik teknoloji paketindekilerini zamanla yavaş yavaş edindiler, çünkü tarımın bu süreçte göç dalgasıyla geldiğine dair herhangi bir iz yok.”

“Baltık avcı-toplayıcı genomu, alışılmadık bir biçimde Bronz çağının doğudan gelen büyük göç zamanına kadar bozulmamış.”

Çalışma Hakkında 

Araştırmacılar, altısı Letonya’dan ve ikisi Ukrayna’dan 3,500 yıllık (8,300 ve 4,800 yıl önce) zaman dilimini kapsayan toplam sekiz antik genomu analiz etti. Bu sayede, Neolitik dönemdeki Baltık yerlilerinin genetik tarihini yazmaya başladılar. Bölgenin Taş Devrine ait en zengin mezarlıklarından arkeologlar tarafından bulunan kafataslarının petröz kemiğinden DNA ayrıştırıldı. Petröz kemiği, kafatasının altında bulunan ve en yoğun yapıdaki kemiklerden biridir ve bu bölgedeki DNA, geçen binlerce yıllık dönemde en az şekilde bozulmaya maruz kalır.


Science Daily. 2 Şubat 2017.

Makale: Jones, E. R., Zarina, G., Moiseyev, V., Lightfoot, E., Nigst, P. R., Manica, A., … & Bradley, D. G. (2017). The neolithic transition in the baltic was not driven by admixture with early European farmers. Current Biology, 27(4), 576-582.

 

Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü mezunu ve Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümü ile yandalı var. Paris Diderot Üniversitesi'nde Genetik yüksek lisansı yapıyor ve Jacques Monod Enstitüsü'nde Paleogenomik laboratuvarında çalışıyor.

You must be logged in to post a comment Login