8.000 Yıllık ‘Sakızlarda’ İnsan DNA’sı Bulundu

8.000 yıl önce çiğnenmiş huş ağacı kabuğu zifirinde, hem diş izleri hem de insan DNA’sı günümüze kadar korunmuş!

8.000 yıl önce çiğnenmiş bir ‘sakız’da, insan genetik materyali bulundu. İsveç’te bulunan 8.000 yıllık sakız, huş ağacı kabuğu ziftinden yapılmış ve insanlar tarafından çiğnenmiş.

Huş ağacı kabuğundan yapılmış zifir, binlerce yıl boyunca hem diş izlerini hem de insan DNA’sını korumuş. C: Kashuba et al 2018.

Sakızlar insan DNA’sını binlerce yıl boyunca koruyabilir. Araştırmacılar, huş ağacı kabuğu zifiri olarak bilinen 8.000 yıllık katranımsı dolgunun içinden genetik malzeme ortaya çıkardı. İskandinav avcı toplayıcılar, bu malzemeyi silah ve aletler için bir yapıştırıcı yapmak için çiğnemişti. Elde edilen DNA, bu alet üreticilerinin hem erkek hem de kadın olduğunu ve bazılarının 5 yaşından küçük olabileceğini öne sürüyor.

Moleküler antropolog Lisa Matisoo-Smith, “Binlerce yıl önce insanların çiğnedikleri bir şeyden DNA alabilmek heyecan verici. Araştırmacıların bunu ileriye götürecek birçok yolu olduğunu düşünüyorum.” diyor.

1980’lerin sonlarında, bir arkeolog ekibi İsveç’in batısında Huseby Klev adlı bir arkeolojik alanda bir çukur kazdı. Burada 100’den fazla kömür siyahı, başparmak büyüklüğündeki topaklarda, farklı diş izleri buldular. Kimyasal analizler, bunların, bitki reçinesi ile elde edilen erken bir yapışkan olan zift parçaları olduğunu ortaya çıkardı.

(Neandertaller İlk Yapışkanı Nasıl Yapmış Olabilir?)

Araştırmacılar, eski alet üreticilerinin huş ağaçlarından damıtılan zifiri yumuşatmak için ateş üstünde ısıttıklarını, biçimlendirilebilir hale getirmek için çiğnediklerini, daha sonra da bu yapışkan maddeyi keskin taşları sopalara ya da kemiklere tutturmak için kullandığını zaten biliyordu. Bu sayede silahlar ve aletler yapmış oluyorlardı.

Doktora öğrencisi Natalija Kashuba ve meslektaşları, zamanla sertleşmiş bu reçinelerin içinde, çiğneyen kişinin tükürüğünden kalmış DNA olup olmayacağını merak etti.

Araştırmacılar, çiğnenmiş üç reçineden küçük örnekler aldı, onları toz haline getirdi ve genellikle yüksek derecede bozulmuş olan antik DNA’yı bulabilmek için tasarlanmış son derece hassas bir DNA amplifikasyon sürecine soktu.

Araştırmacılar üç parçada da insan DNA’sını tanımladı. Daha sonra yapılan ek analizler ise, her birinin farklı bir bireyden geldiğini ortaya çıkardı: iki kadın ve bir erkek. 

Araştırmacılar, diş büyüklüğünün tahminlerine ve ziftteki diş izlerinin aşınma yüzeylerine dayanarak, çiğneyen kişilerin çok genç, 5 ila 18 yaşları arasında olduğundan şüpheleniyor.

(13.000 Yıl Önce Avcı Toplayıcılar Mızrak Yapmak İçin Balmumu Kullanmış)

Bölgede yetişkin diş izlerine sahip ziftlerin de bulunması, tüm cinsiyetleri ve yaşları içeren eşitlikçi bir alet yapımı süreci olabileceğini düşündürüyor.

DNA, bu zift çiğneyicilerinin, 8.000 yıl önce bugün İsveç ve Norveç’te olan ren geyiği avlayan İskandinav avcı toplayıcıları olarak bilinen bir genetik gruba ait olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya dahil olmayan evrimsel biyolog Torsten Günther, bunun antropologların şüphe duyduğu şeyi doğruladığını söylüyor.

Günther, “Bu çalışmanın önemi, insan kalıntılarının kendisini bulamadığınız zamanlarda bile, eski insan popülasyonlarının çalışma umudunu vurgulaması. Bu genomik çalışmalar, insan kalıntıları bulunsa bile, kalıntılara zarar veren örneklemeler olmadan gerçekleştirmek için bir fırsat.”

Matisoo-Smith, araştırmadaki zift topaklarının taş aletlere tutturulmuş olarak bulunmadığı için, çiğneyen kişilerin de alet üretici olmayabileceği konusunda uyarıyor. “Bunlar sadece sakız çiğneyen çocuklar da olabilir.”


Science Mag. 10 Aralık 2018.

Makale:  Natalija Kashuba, Emrah Kirdök et al. 2018. Ancient DNA from chewing gums connects material culture and genetics of Mesolithic hunter-gatherers in Scandinavia. bioRxiv.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü'nde yüksek lisans yapıyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login