3.8 Milyon Yıllık Devekuşu Yumurtasında Korunmuş Proteinler Bulundu

Afrika – Tanzanya’daki Olduvai’de bulunan 3.8 yıllık devekuşu yumurtasındaki korunmuş haldeki proteinler, şu ana kadar dizisi çıkarılmış herhangi bir DNA’dan 50 kat daha eski.

Böylece yumurta kabuğunun içine gömülü halde olan bu biyolojik yapıtaşları, herhangi bir DNA’dan 50 kat daha eski olan genetik bilgilere ulaşmamızı sağlayabilir.

image_4226_2e-ostrich-eggshell-proteins

F: Terry Harrison

Keşfi yapan araştırma ekibinin açıklamasına göre bu proteinler, yüzeydeki minerallerin içinde sıkışmış olduğu için korunabilmiş.

York Üniversitesi Arkeoloji Departmanı’ndan, araştırmayı yöneten Profesör Matthew Collins “Burada önemli olan şey, bu proteinlerin, ekvatoral Afrika’nın çok sıcak ortamında 3.8 milyon boyunca korunabilmiş olması” diyor.

Collins “Bugüne kadar, [çrneğin kutuplardaki gibi] donmuş topraklardan elde edilen örneklerde yapılan DNA analizi, yaklaşık 700.000 yıl öncesine kadar gitmeyi başarmıştı. Fakat insan evrimi, izlerini çoğunlukla Afrika’da bıraktı ve buradaki yüksek sıcaklıklar da örneklerin korunmasını olumsuz etkiliyor” diye ekliyor.

Fakat araştırmacılar, bu proteinler eğer katı bir yüzeye yapışık haldeyse daha iyi korunabileceklerini düşünüyordu. Ve bu teoriyi Tanzanya ve Güney Afrika’da iyi araştırılmış birkaç alandan elde edilen yumurta kabuklarıyla test ettiler.

Devekuşu yumurtası kabuklarının parçaları, Afrika’da bol olarak bulunuyor, ve sıklıkla arkeolojik ve paleontolojik alanlarda da ortaya çıkıyor. Devekuşu yumurtası kabukları, en erken insanlar tarafından su taşımak için birer kap ya da takı yapımı için bir hammadde olarak kullanılmıştı.

Görsel: Matthew Collins.

Görsel: Matthew Collins.

Kabuklardan eksiksiz bir protein dizisi çıkarmanın yanı sıra araştırma ekibi, Sheffield Üniversitesi’nden meslektaşlarıyla birlikte, protein dizileriyle ilgili bir bilgisayar simülasyonu geliştirmek üzerine de çalıştı. Bu simülasyon, protein dizilerinin, kabuğu oluşturan minerallerin yüzeyine bağlandığında çok daha uzun süre korunabildiğini hesaplıyor.

Proteinleri oluşturan amino asitlerin parçaları daha önce çok daha eski fosillerde bulunmuş olsa da, tüm protein dizileri çok daha değerli bilgilere sahip.

York Üniversitesi’nden analitik kimyager Dr Kirsty Penkman, yeni yapılan protein keşfini, ‘bir biyolojik yapbozun tek bir parçasını bulmak yerine, tamamlanmış yapbozun tamamını bulmaya’ benzetti.  Penkman BBC News’e yaptığı açıklamadı “Bir protein dizisini bulmak bize proteinin işlevini söyler. Buradan da evrimsel bilgiler elde edebiliriz” diyor.

Dr Penkman, artık insanların çeşitli primat atalarının kemiklerinden elde edilen proteinleri karşılaştırmanın mümkün olabileceğini söyledi. “Kemiklerin şekillerinden evrimsel bağlantılar çıkarmak yerine biliminsanları bu bağlantıların biyolojik barkodlarını bulmayı başarabilir” diyor.

Penkman “Artık dinozor yumurtalarının kabukları bile kimyasal analizlerin ilgi odağı olacak” diyor.


BBC, Victoria Gill, 27 Eylül 2016

Robert Kolej’de okuduktan sonra, Kanada-McGill Üniversitesi’nde Antropoloji ve Klasik Tarih bölümlerini bitirdi. Halen Koç Üniversitesi’nde Tarihöncesi Arkeoloji alanında yüksek lisansına devam ediyor ve İstanbul’daki Pera Müzesi’nde koleksiyon sorumlusu olarak çalışıyor. İletişim: ayse.bursali@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login