2018 Ağustos Ayının En İlginç 10 Arkeoloji Haberi

2018 yılının Ağustos ayında Türkiye’de ve dünyada yapılmış en ilginç ve önemli arkeoloji keşiflerini kaçıranlar için bu listede derledik.

10- Antik Mısır Mumyalama Formülü Ortaya Çıktı

Antik Mısır döneminden kalma bir mumyanın üzerinde yapılan kimyasal analizler, mumyalama için kullanılan balsamın formülünü ortaya çıkardı.

MÖ 3500 – 3700 yılları arasında mumyalandığı ortaya çıkan bir ceset, aynı zamanda mumyalama formülünün tahmin edilenden çok daha önce geliştirildiğini ve daha geniş bir coğrafyada kullanıldığını gösteriyor. Balsamın özünü şunlar oluşturuyor: – Bir bitki yağı, muhtemelen susam, “Balsam türü” bir bitki veya kök özü, muhtemelen hasırotu, Akasya olabilecek bir bitkiden alınmış doğal şeker, zamk, Kritik öneme sahip, kozalaklı bir ağaçtan, muhtemelen çam ağacından alınan bir reçine.

Haberin devamı için tıklayın.

9- İlk Defa Antik İnsan Türlerinin Bir Melezi Bulundu

40.000 yıl öncesine kadar, Avrasya’da en azından iki grup yaşıyordu: batıda Neandertaller ve doğuda Denisovalılar. Şimdi ise araştırmacılar, Sibirya’da bulunan bir bireyin genomunu diziledi ve annesinin bir Neandertal, babasının ise bir Denisovalı olduğunu keşfetti.

Denny adı verilen birey, Neandertal atalarından kromozomlar almıştı. C: Christopher Rynn/University of Dundee

Denisovalılar, Neandertallerle beraber, şu anda yaşayan modern insanların en yakın soyu tükenmiş akrabaları olma özelliğini taşıyor. Araştırmanın üç yazarından biri olan Viviane Slon, “Önceki araştırmalardan Neandertallerin ve Denisovalıların arada bir çocuk sahibi olmaları gerektiğini biliyorduk. Ancak bu iki farklı türün bir melezi bulacak kadar şanslı olabilceğimizi hiç düşünmemiştim.” diyor.

Haberin devamı için tıklayın.

8- Mezopotamya’da Biraya Dair Doğrudan Kanıtlar Bulundu

Arkeologlar, çoğunlukla yazılardan ve çizimlerden, biranın antik dünyada önemli olduğunu biliyordu, ancak bu mayalı içeceğe dair gerçek bir arkeolojik kanıt bulmak her zaman büyük bir sorun olmuştu.

Khani Masi’deki kazılarda gün yüzüne çıkarılan bira içme kapları, biranın varlığına dair en erken kimyasal kanıtlardan bazılarını taşıyor. Kapların modern bileşiklerle kontamine olmasını engellemek için araştırmacıların ekstra önlemler alması gerekti. C: Sirwan Bölgesel Projesi

Arkeologlar şu an, Irak’ın kuzeyinde yer alan bir kazı alanından çıkarılan yaklaşık 2.500 yıllık kil kaplardaki bira kalıntılarını saptamak için yeni bir yöntem kullanıyor. Araştırmanın eş yazarı Claudia Glatz, “Elsa Perruchini’nin gösterdiği, aynı zamanda arpayla uyuşan kimyasal izler taşıyan kaplardaki fermantasyon izleri. Bunları bir araya getirdiğimizde, kapların içinde arpa birası olduğunu anlıyoruz” diyor.

Haberin devamı için tıklayın.

7- Yakutistan’da 40.000 Yıllık Donmuş Tay Bulundu

Bilim insanları, Yakutistan’daki Batagai kraterinde donmuş olarak günümüze kadar ulaşan 40.000 yıllık bir tay buldu.

Yakutistan’da bulunan 40.000 yıllık donmuş at yavrusu.

Araştırmacılar, Batagai çöküntüsündeki donmuş toprağın, tayı mükemmel bir şekilde koruduğunu belirtiyor. Tayın cesedi hiçbir zarar görmemiş. Hatta yelesi bile duruyor ve bu durum, bu derece eski bir ceset için oldukça nadir. Bilim insanları, tay öldüğünde en az iki aylık olduğunu tahmin ediyor ve omuz boyunun 98 cm olduğunu söylüyor.

Haberin devamı için tıklayın.

6- Günümüz Pigmeleri Aynı Adada Yaşamış Hobbitlerle İlişkili Çıkmadı

Günümüzde Endonezya’daki Flores adasında yaşayan Pigmeler, on binlerce yıl önce orada yaşayan “hobbitler” ile ortak genlere sahip çıkmadı.

Modern Pigme köyü (solda), geleneksel kıyafetleri içinde modern Rampasasa Pigmesi (ortada), hemen yanında Homo floresiensis canlandırması ve Homo floresiensis fosillerinin bulunduğu Liang Bua mağarasının önünde oynayan Pigme filleri (sağda). C: Matilda Luk/Office of Communications, Princeton University

Araştırmacılar, Endonezya’daki Flores adasında bulunan küçük boyutlu bir insan türü olan “Hobbitlerin” keşfinden beri, bu antik insanların günümüzde adada yaşayan Pigmelerle ilişkili olup olmadığını merak ediyor. Yeni yapılan bir araştırma bu soruya yanıt verdi: Hayır. Günümüzde adada yaşayan Pigmeler, antik hobbitlerle (bilimsel ismiyle Homo floresiensis) ilişkili değildi.

5- Çatalhöyük İnsanlarının Kuraklığa Nasıl Adapte Olduğu Ortaya Çıktı

Araştırmacılar, Çatalhöyük’teki çiftçilerin 8.200 yıl önce yaşanan iklim değişikliğine nasıl uyum sağladığının kanıtlarını ortaya çıkardı.

Neolitik dönemde önemli bir merkez olan Çatalhöyük, günümüzde Konya’da yer alıyor. C: Shutterstock

8000 yıldan biraz daha süre önce, dünya aniden soğuyarak, Kuzey Yarımküre’nin büyük kısmında daha kurak yazların yaşanmasına yol açtı. Bunun bölgedeki erken dönem çiftçilerine olan etkisi aşırı olmalıydı, ancak arkeologlar insanların buna nasıl dayandıkları hakkında çok az şey biliyorlardı. Şimdi ise, dünyanın en eski ve en sıra dışı ön-şehirlerinden biri olan Çatalhöyük’teki kırık çömlekler üzerindeki hayvansal yağ kalıntıları, bu eski halkların felaketten nasıl kurtulduklarına dair yeni bakış açıları sunuyor.

Haberin devamı için tıklayın.

4- Homo Erectus’un Yok Olmasında Tembellik Rol Oynadı

Yeni arkeolojik araştırmalar, soyu tükenmiş bir ilkel insan türü olan Homo erectus’un kısmen “tembel” olduğu için yok olduğunu ortaya çıkardı.

İlk Paleolitik dönem boyunca Arap Yarımadası’nda antik insan toplulukları üzerine yapılan arkeolojik kazılar, Homo erectus’un alet yapımı ve kaynak toplamak için “en az çaba gerektiren stratejiler” kullandığını ortaya koydu. Araştırmanın baş yazarı Dr Ceri Shipton’e göre, bu ‘tembellik’, soyu tükenmekte olan türlerde, değişen iklime muhtemelen uyum sağlayamama olasılığı ile eşleşti.

Haberin devamı için tıklayın.

3- Pompeii’de Ölen Yaşlı Pliny, Balinalar Konusunda Haklıymış

Pompeii’deki volkanik patlamadan insanları kaçırırken ölen Yaşlı Pliny’nin, Cebelitarık Boğazı’ndaki katil balinaların varlığı konusunda haklı olduğu ortaya çıktı.

Yaşlı Pliny, ilk yüzyılda Gri Balina (Eschrichtius robustus) anneleri ve yavrularının Cebelitarık Boğazı yakınında katil balinaların saldırısına uğradığını yazmıştı. Şimdi bilim insanları ona inanıyor. C: robertharding/Alamy

Araştırmacılar bir süredir Pompeii’de yaşamış Yaşlı Pliny’nin kayıtlarında geçen Cebelitarık Boğazı’nda katil balinalar olduğunu söylediği yazılarını sorguluyor. Zira bu deniz memelilerinin o bölgeyi ziyaret ettiği bilinmiyordu. Şimdi ise yapılan bir araştırma Yaşlı Pliny’nin haklı olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılar, Cebelitarık Boğazı yakınında bulunan antik bir Roma balık işleme tesisinin kalıntıları içinde, Buzul balinası (Eubalaena glacialis) ve gri balina (Eschrichtius robustus) kemikleri keşfetti.

Haberin devamı için tıklayın.

2- Antik Mısır Mezarında Bilinen En Eski Peynir Bulundu

Antik Mısır mezarında keşfedilen 3.200 yıllık peynirin, şimdiye kadar bulunan en eski katı peynir olduğu düşünülüyor.

Antik Mısır mezarında bulunan 3.200 yıllık peynir, büyük bir kabın içindeydi. C: Enrico Greco

Genellikle peynirlerin lezzeti yıllanma ile artar, ancak bu Antik Mısır mezarında keşfedilen peynirlerin dikkat çekici yanı değil. Antik Mısır mezarında keşfedilen peynirin, şimdiye kadar bulunan en eski katı peynir olduğu düşünülüyor.

Haberin devamı için tıklayın.

1- 4.500 Yıllık Kadının Kemiklerinde Gizemli Süslemeler Keşfedildi

4.500 yıl önce günümüz Ukrayna’sında yer alan Dinyester’in ortalarında gömülmüş genç kadının kemiklerinin eşsiz süslemelerle dolu olduğu keşfedildi. Bilim insanlarına göre bu işaretler ölümden ve bedenin çürüme sürecinden sonra yapılmış.

C: Danuta Zurkiewicz/Adam Mickiewicz Üniversitesi

Ekip, birkaç yıl önce bir dizi höyüğü inceledi. Höyüklerden birinde 25-30 yaşlarında genç bir kadın iskeleti bulunmaktaydı. Danuta Zurkiewicz, “Gömütü çizimler ve fotoğraflarken, dikkatimiz her iki dirsek kemiğinde de görünür olan paralel çizgiler gibi sıradan desenlere çekildi. İlk başta, keşfe kuşkuyla yaklaştık, izlerin hayvanlar tarafından oluşturulmuş olabileceğini düşündük.” diyor.

Haberin devamı için tıklayın.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com